consideration

  1. Noun mülahaza
  2. Law ivaz
  3. Noun düşünce, düşünme, dikkatle teemmül etme/gözönüne alma/inceleme, nazarı itibara alma.
    Nothing will
    be left out of consideration. I've sent them my poem for (their) consideration.
  4. Noun (karar verirken, olayları değerlendirirken vb.) gözönünde tutulan önemli husus/nokta/etken/âmil/faktör.

    Time is an important consideration. A number of considerations have led me to refuse your request.
    Money is no consideration: Para söz konusu değil/para önemli bir etken değil.
  5. Noun mütalâa, mülâhaza.
  6. Noun bedel, ödenti, tazminat, karşılık, ücret.
    for a consideration: para karşılığında, para ile.
    He
    will do anything for a consideration. For a small consideration, the steward will serve your meals in your cabin.
  7. Noun, Law pey akçesi.
  8. Noun (başkalarına) saygı, hürmet, hatır sayma, nezaket.
    Have you no consideration for others, you nasty boy?
  9. Noun önem, ehemmiyet.
    of great consideration: çok önemli.
    of no consideration: önemsiz, hiç
    önemi yok.
    Don't worry about breaking that cup; it's of no consideration.
  10. Noun saygınlık, itibar.
hüküm bulunmaması
kasada para olmaması
hükmün bulunmaması
bedel vermeme
yeterli bedel
gerekli ihtimam
dikkatle incelendikten sonra
iyice düşünülerek/düşünüldükten sonra.
iyice düşündükten sonra
ortaya atılmak Verb
incelenmekte olmak Verb
ücret karşılığı yolcu taşımak Verb
nazar-ı itibara alınmak Verb
konjonktür politikasına ilişkin görüşler
bir bedel karşılığı bir şey yapmak Verb
önceden alınan ivaz
bir sözleşmenin taraflarından birince kısmen ya da tamamen sözleşmeye karşılık verilen değerli şey
bir sözleşmenin taraflarından birince kısmen ya da tamamen sözleşmeye karşılık olarak gelecekte verilecek değerli bir şey
bir sözleşmenin taraflarından birine kısmen ya da tamamıyla sözleşme karşılığında gelecekte verilecek değerli pay
bedelin ödenmemesi
uygun bedel
müflisin satmış olduğu bir malın gerçek değerine tekabül etmeyen bir bedel olmakla birlikte dürüst ve
iyi niyetle yapılan bir satış sonucunda alınan b
sabit ücret
para karşılığı Noun
geçerli ve uygun bir bedel karşılığında Adverb, Law
para değeri karşılığı
bir kez daha incelemek Verb
bir sorunu gerektirdiği ihtimamla ele almak Verb
bir konuyu öncelikle ele almak Verb
incelemek, üzerinde düşünmek, gözönüne/nazarı dikkate almak.
We shall give your request a careful consideration.
gerekli ilgiyi göstermek Verb
mukabil eda
görgü kurallarına dayanarak verilen karşılık
maddi değeri olmayan ve gerçek bir fedakârlığı temsil etmeyen şefkat gibi bir şey
kanundışı bir sözleşmede yapılan ödeme
kanuna aykırı olarak ödenen bedel
karşılığı verilerek Adverb, Law
kifayetsiz bedel
düşüncesizlik
riayetsizlik
izansızlık
dikkate almamak, ihmal etmek, gözden kaçırmak.
bir şeyi nazar-ı itibara almamak Verb
evlilik akdinin bozulması halinde ödenecek tazminat
üzerinde düşünmeye değer olmak Verb
paranın adı batsın
para önemli değil
ahlak borcu
karşılıklı ivaz
sembolik bedel Noun
sembolik ücret Noun
göz ardı etmek Verb
çok önemli
en önemli olarak
asla, hiçbir sebeple/suretle, kesinlikle, kat'î surette, kat'iyen.
On no consideration can we make
an exception to the rules.
karşılıksız
geçmişte dolayısıyla da sözleşmeden önce yapılmış ödemeler
sonradan ele almak üzere bir raporu dolaba kaldırmak Verb
satın alış bedeli
tetkik için parlamentoya sunmak Verb
prim bedeli
öncelikle ele alınmak Verb
bir soruyu sonradan ele almak üzere ertelemek Verb
maaş ikinci derecede önemli bir sorun
ikincil sorun, daha az önemli mesele.
yeterli bedel
bir faktörü dikkate almak Verb
gözönünde bulundurmak/tutmak, nazarı itibara almak, hesaba katmak, üzerinde düşünmek.
Your teacher
willl take your recent illness into consideration when judging your examination.
her husus gözönüne alındığı takdirde.
bu fikir üzerinde düşünmeye değer
incelenmekte
üzerinde düşünmeye değer
incelenmekte, gözden geçirilmekte, tetkik edilmekte.
the question under consideration: incelenmekte olan sorun.
iyice gözden geçirdikten sonra
daha dikkatli bir incelemeden sonra
yeniden gözden geçirdikten sonra
faydacı mülahazalar
kanunen geçerli ivaz
maddi değeri olan karşılık
verenin gerçek fedakârlığını temsil eden
karşı bedeli olmayış
ivazsızlık
kambiyo senedi bedeli
para karşılığı tazminat
bir borcun gerekçesi
delillerin değerlendirilmesi
bir poliçe için provizyon vermek Verb
adamdan saymak Verb
itibarıyla, hasebiyle, karşılığında, düşünerek, gözönünde tutarak.
The award was given in consideration
of his services to community.
bir meblağ karşılığında
dolayısıyla Adverb, Law
hizmetlerinizin karşılığı olarak
hizmetlerinizin karşılığı olarak
sırf sana duyduğum saygıdan
birine saygı göstermek için
session gelecek oturuma kadar bir konunun ele alınmasını ertelemek Verb
riayet etmek Verb
Mütalaa ve Görüş Bürosu Noun, Organizations