coup

  1. Noun çok başarılı iş/darbe/hareket.
    Bill scored a big coup over his rivals by being first: Bill, birinci
    gelerek rakiplerine büyük bir darbe indirdi.
  2. Noun zekice davranış, akıllıca erişilen başarı.
  3. Noun (bkz: coup d'état )
askeri darbe Noun, Politics-Intl. Relations
12 Eylül Darbesi Proper Name, Politics-Intl. Relations
başarısız darbe
askeri darbe
darbe denemesi Noun, Politics-Intl. Relations
darbe girişimi Noun, Politics-Intl. Relations
darbe teşebbüsü Noun, Politics-Intl. Relations
(bir işi) başarıya ulaştırmak.
bir çırpıda büyük para kazanmak Verb
darbe yapmak Verb, Politics-Intl. Relations
büyük başarıya ulaş(tır)mak.
askeri darbe Noun, Politics-Intl. Relations
saray darbesi Noun
12 Eylül darbecileri Noun, Politics-Intl. Relations
akıllıca davranarak başarıya (istenilen amaca) ulaşmak.
yumuşak darbe Noun, Politics-Intl. Relations
darbe yapmak Verb, Politics-Intl. Relations
darbeyle iktidara geçmek Verb
darbe tehdidi
darbe girişimi Noun, Politics-Intl. Relations
(ıstıraba son veren) öldürücü darbe. Noun
kesin/kat'î/son/nihaî darbe, sonuca ulaştıran vuruş. Noun
baskın, ânî saldırı/hücum/taarruz. Noun
ânî/beklenmedik gelişme. Noun
ustaca vuruş, son darbe. Noun
güneş çarpması. Noun
bir oyunda olayların beklenmedik şekilde gelişmesi. Noun
başarılı piyes. Noun
tiyatroda duygulandırıcı, etki bırakan, ustaca yapım/icra. Noun
ilk girişim/teşebbüs/deneme. Noun
hükümet darbesi. Noun
kısa bakış/nazar. Noun
darbeci Noun, Politics-Intl. Relations
15 Temmuz darbe girişimi Proper Name, Politics-Intl. Relations