do for

  1. bakmak, yemek pişirmek, ev işleri yapmak.
birini öldürmek Verb
birinin canını çıkarmak Verb
birine büyük zarar vermek Verb
birini mahvetmek Verb
birinin sonunu getirmek Verb
birşeye büyük hasar vermek Verb
birşeye büyük zarar vermek Verb
bu çekiç yerine geçer
Emriniz/arzunuz nedir? Ne emrettiniz?
biri için bir görev yapmak Verb
bir sözünü iki etmemek Verb
bir bedel karşılığı bir şey yapmak Verb
bir şeyi sırf şaka olsun diye yapmak.
bir şeyi âdet yerini bulsun diye yapmak Verb
bir şeyi para için yapmak Verb
bir şeyi kâr için yapmak Verb
bir şeyi zevk için yapmak Verb
bir şeyi kâr için yapmak Verb
ailesinin hatırı için bir şey yapmak Verb
elbet elbette yapacak
özlemek, özlem duymak, hasret çekmek, şiddetle arzulamak.
(bir şeyi yapmaya) isteksiz, hevessiz.
The men were indisposed to work nights: İşçiler gece çalışmak
istemiyorlar.
He seems indisposed to go to university: Üniversiteye gitmeye hevesli görünmüyor.
(bir şeyi yapmaya) isteksizlik, hevessizlik.
(bir kimsenin bir şey yapmasını) candan istemek/dilemek, can atmak.
She longed for him to stay longer:
Onun daha fazla kalmasını candan istiyordu.
birine bir şey yapması için fırsat vermek Verb