hint

  1. sezdiri, ima, ihsas, üstü kapalı söz.
    to drop/throw out/let fall a hint: sezdirmek, ima/ihsas
    etmek.
    He dropped me a hint that he would like an invitation: Davet beklediğini ima etti.
    He dropped a gentle hint about it: Onu hafifçe ima etti/çıtlattı.
    broad hint: açık ima.
    No need to drop hints: İmaya gerek yok.
    to know how to take a hint = to be able to take a hint: Hemen sezmek (Lep demeden leblebiyi anlamak).
    He took the hint and left at once: Durumu sezdi ve tüydü.
  2. ipucu, emare, belirti, iz, işaret.
    Give me a hint: Bana bir ipucu ver.
    He gave no hint of his
    feelings: Duygularını hiç belli etmedi (hiç renk vermedi).
    not the slightest hint of … : …'den en küçük bir iz/emare bile yok.
  3. öğüt, tavsiye, yol gösterme.
    hints for travellers: yolculara tavsiyeler.
    hints on maintenance:
    bakım öğütleri.
    helpful hints: faydalı öğütler.
  4. iz, eser, cüz'î miktar, bir nebze, biraz.
    There's a hint of summer in the air, although it's only
    May: Mayısta olmamıza rağmen yaz havası var.
    There was a hint of sadness about him: Biraz üzgün görünüyordu.
    There's a hint of garlic in the soup: Çorbada biraz sarmısak var.
  5. fırsat, olanak, imkân.
  6. ima/ihsas etmek, sezdirmek, çıtlatmak, üstü kapalı (olarak) anlatmak/söylemek, dokundurmak.
    He hinted
    me that he was unhappy: Bedbaht olduğunu ima etti.
    I hinted that he ought to work harder.
    He hinted to me nothing of his intention: Niyetini hiç sezdirmedi.
niyetlerini çıtlatmak Verb
açık ima
anıştırmak Verb
dolaylı anlatmak Verb
ima etmek Verb
ipucu vermek Verb
işaret etmek Verb
bir konuda fikir vermek Verb
ipucu vermek Verb
birine çıtlatmak Verb
çok çabuk tepki göstermek Verb
gizli ima
anlamak Verb
çakmak
balgam atmak Verb
dokundurmak Verb
(a) alâmet/işaret olmak, hissettirmek.
The unsettled weather hinted at a storm. (b) demek istemek.

What are you hinting at? Ne demek istiyorsun(uz)?
çıtlatmak Verb
bir şey hakkında imada bulunmak Verb
  1. Noun Indian
  2. Noun India
Indic
dharma Noun
nutmeg Noun, Food-Kitchen
prickly pear
rattan palm
Indian hemp
cannabis
cannabis sativa Noun, Plant Species
mango
indian red
Indian Ocean Noun, Place Names
maharajah
rajah
turmeric
Rhesus monkey, Rhesus macaque Noun, Animal Species
spikenard Noun, Food-Kitchen
muskroot Noun, Food-Kitchen
nardin Noun, Food-Kitchen
nard Noun, Food-Kitchen
juggernaut
castor oil
creole Noun
fly in amber
to be not the only pebble on the beach Verb
to get above oneself Verb
to get above oneself Verb
satinwood

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Asya ve Avrupa
  2. Hindistan