to like

  1. Verb kesilmek (argo)
ısındırmak Verb
beğendirmek Verb
birinin yerinde olmak istememek Verb
zindan olmak Verb
salaklaşmak Verb
istemeye istemeye işe girişmek Verb
yünün tenime değmeksi hoşuma gitmiyor
...isterim
(tehdit/güvensizlik anlamı taşır) … da göreyim/görelim/bakalım.
I'd like to see him do better, even
if he does think he's so clever: Pek akıllı geçiniyor ama, daha iyisini yapsın da görelim (yapsın bakalım).
I'd like to know what he means by that! Ne demek istediğini açıklasın bakalım!
Böyle konuşmak sana yakışmıyor.
son derece kızdıran/öfkelendiren.
Any statement against the government is like a red rag to that minister:
hükümet aleyhinde söylenen her söz bakanı son derece öfkelendirir.
al görmüş boğa gibi.
It's like a red rag to him= it makes him to see red: Bu onu müthiş kızdırır.
kurbanlık koyun gibi
birinin birşey yapmasını sevmek Verb
birinin birşey yapmasından hoşlanmak Verb
birşey yapmaktan hazzetmek Verb
birşey yapmaktan hoşlanmak Verb
birşey yapmayı sevmek Verb
birşey yapmaktan keyif almak Verb
kendini dinlemekten zevk almak Verb
öyle gelmek Verb
birine sülük gibi yapışmak Verb
birine sinek gibi yapışmak Verb
seve seve işe girişmek, kolay/çabuk öğrenmek/alışmak.
take to physics like a duck to water: fizikten
hoşlanmak, fiziği kolay bulmak. 16
That's like pouring water on a duck's back: Bu çok kolay iş/bundan kolay ne var!
bir şeye can atmak Verb
seve seve bir işe girişmek Verb
birini dostça ama şiddetle azarlamak Verb
babaca konuşmak Verb
hayvanlık etmek Verb
son derece mutlu hissetmek, büyük bir huzur ve saadet içinde olmak.
ağzı kulaklarına varmak, aptal aptal sırıtmak.
taklidini yapmak Verb
tir tir titremek, yaprak gibi titremek.
göze batmak, derhal göze çarpmak.
You'll stick out like a sore thumb with that hat on.
taklit etmek Verb
...mek nasıl birşey?