1. Sıfat geniş.
    a wide boulevard.
  2. Sıfat genişliğinde, eninde, eni/genişliği …
    two meters wide: eni 2 metre. 2 metre genişliğinde.
  3. Sıfat açık, en gin, vâsi.
    the wide plains of the west.
  4. Sıfat kapsamlı, şümullü, geniş (bir alanı kapsayan), her alanda.
    wide reading. wide experience.
  5. Sıfat sonuna kadar açılmış.
    to stare with wide eyes.
  6. Sıfat (giysi) bol.
    He wore wide , flowing robes.
  7. Sıfat, Gramer geniş.
  8. Sıfat (borsa) fiyatı fazla oynayan/değişen veya istenen fiyattan çok aşağısına müşteri bulan.
  9. geniş/enli bir şekilde.
    The river runs wide here: Nehir burada genişler.
  10. uzaklara, geniş bir sahaya.
  11. iyice, sonuna kadar.
    open your mouth wide: ağzını iyice aç.
  12. tamamen, büsbütün.
    to be wide awake.
  13. açıkta, açığa.
  14. İsim krikette hedeften uzaklaşmış top.
  15. İsim açıklık, geniş saha.
geniş çaplı Sıfat
taraklı
halis, saf, katışıksız, hakikî.
He was a real friend, all wool and a yard wide.
yassılmak Fiil
mümkün olduğunca çok deneme yapmak Fiil
mümkün olduğunca geniş bir alanı kapsamak Fiil
mümkün olduğu kadar çok şeyi denemek Fiil
ülke çapında
köşe bucak, her yerde(n), her tarafta(n), dünyanın/yurdun dört bucağın(d)a(n).
They looked far and
wide for the missing dog.
bollanmak Fiil
bollaşmak Fiil
sanayicilerin tümüne ait
millet çapında
tek sütunluk
ardına kadar açmak Fiil
her yere dağılmak Fiil
dünya çapında
evrensel, dünya çapında, cihanşümul, âlemşümul, yaygın, geniş.
In 1930 during the world-wide = world
wide economic depression.
Sıfat
geniş açı
birbirinden çok ayrı
geniş iletişim ağı Bilgi Teknolojileri
(a) tamamen uyanmış, (b) gözünü dört açmış.
açık geçme
zengin mal çeşidi
yaygın tedavül
geniş müşterisi olma
geniş yürek
geniş kültür
geniş tanım
mülkiyetin çok kişiye ait olması
geniş dağıtım
büyük arazi
büyük deneyim
geniş tecrübe
geniş deneyim
kolayca kanan
gözleri faltaşı gibi iyice açılmış
saf
safdil
geniş inceleme alanı
geniş görüş alanı
geniş genelleştirme
geniş ilgi alanı
geniş hareket serbestliği
geniş marj
geniş hareket serbestisi
geniş piyasa (fiyat tekliflerinin göreceli olarak birbirinden çok farklı olduğu piyasa ; göreceli olarak
çok sayıda yatırımcının bulunduğu piyasa
geniş piyasa
…'den uzak.
a shot wide of the mark: hedeften uzağa isabet.
a guess wide of truth: gerçekten uzak bir tahmin.
isabetsiz, yanlış, konu/hedef dışı, amaçtan/hedeften uzak.
be wide of the mark: yanlış/isabetsiz
tahmin etmek, hedefi tutturamamak.
ardına kadar açık
apaçık
geniş delik
borsanın açılışında menkul kıymetlerin arz ve talep fiyatları arasında epey farklılık bulunması
sahra
geniş çapta
çok çeşitli
zengin çeşitli
geniş ilgi alanı
okumuşluk
geniş cadde
(borsada satışa çıkarılan fiyatlar ile teklif edilen fiyatlar arasında anormal bir fark olması
büyük fiyat farkları İsim
geniş ekran İsim, Sinema
büyük boy
geniş kasalı araç İsim, Ulaşım
geniş tanıdık çevresi
bol gelmek Fiil
çok insan tanımak Fiil
ulus çapında tepki görmek Fiil
uzak durmak, kaçınmak, çekinmek, içtinap etmek,
den. alarga durmak.
You should give him a wide
berth: Ondan çekinmelisin/kaçınmalısın.
to give a wide berth to a ship: bir geminin uzağından geçmek.
bir geminin açığından geçmek Fiil
kıyıdan açık geçiniz !” uyarısı
açıktan geçmek Fiil
çok geniş bir dağıtım bölgesi olmak Fiil
çok geniş bir dağıtım bölgesi olmak Fiil
zengin mal çeşidi olmak Fiil
insanları çok tanımış olmak Fiil
belli bir sanayi topluluğuna özgü ücret pazarlığı
bir şehrin turunu yapmak Fiil
ülkenin her yerinde yapılan reklam
milli hareket
çok satılan gazete
telefon rehberi
'i geniş yorumlamak Fiil
geniş bir alana yayılmak Fiil
kayıp çocuğu bulmak için bakılmadık yer bırakmamak Fiil
çok çeşitli mal satmak Fiil
âlicenap davranmak Fiil
geniş kapsamlı taahhüt
dünya şöhreti
her yerde geçerli akreditif
dünya çapında teminat veren poliçe
dünya çapında şöhret