1. Fiil (bkz: will )
    (geç.z.&s.f.).
  2. Fiil istemek, dilemek, temenni etmek, arzulamak.
    I would it were true: Doğru olmasını temenni ederim.

    would he were here! Keşke burada olsaydı!
  3. Fiil nazikâne ifadelerde
    will yerine kullanılır:
    would you be so kind: Lütfen, … lûtfunda bulunur musunuz?
  4. Fiil yardımcı fiil olarak şu anlamları taşır: (a)

    istek, arzu.

    He would like to read:
    Okumak istiyor. (b)

    koşul, şart.

    He would help if he were here: Burada olsaydı yardım ederdi. (c)

    gelecek zaman.

    He kept searching for something that would cure him: Kendisini iyi edecek ilâcı arayıp durdu. (d)

    azim, karar.

    He would not go: Gitmeyecekti, gitmemekte kararlı idi. (e)

    olasılık
    .
    Letting him to speak would cause serious trouble: Konuşmasına izin vermek önemli zorluklara yol açabilirdi. (f)

    tercih.

    We would have you succeed rather than fail: Başarmanızı tercih ederiz. (g)

    rica, dilek.

    would you give us a call? (Lütfen) bize telefon eder misiniz? (h)

    âdet, alışkanlık.

    We would ride together each day: Her gün beraber ata binerdik. (i)

    seçenek.

    He would never go if he could help it: Elinden gelse kat'iyen gitmezdi. (j)

    belirsizlik.

    It would seem to be wrong: Yanlış gibi görünüyor/yanlışa benziyor.
(kısaltılmış şekli).
sözde
kredi isteyen girişimci
gelecekteki mirasçı
daha iyisi.
İşe yarar mı?
...sen ölür müsün?
tercihen, en iyisi, bari.
I would sooner not go: Ben gitmesem daha iyi; gitmemeyi tercih ederim.

I really don't want to go there. I'd just as soon turn around and go back: Cidden oraya gitmek istemiyorum, en iyisi geri döneyim.
Death sooner than slavery: Ölüm esaretten yeğdir.
I would sooner die: Ölürüm de bunu yapmam.
(bir kimsenin bir şeyi yapacağına) inanmak, ihtimal vermek, sanmak.
I wouldn't put it past him to
cheat at cards: Onun iskambilde hile yapacağına inanırım (pekâlâ hile yapar).
tercihan.
Which would you rather do, go to the cinema or stay at home? Hangisini tercih edersin:
sinemaya gitmeyi mi, yoksa evde kalmayı mı?
keşke.
would that we had seen her before she died: Keşke onu ölmeden önce görebilseydik.
lütfen şunu not edermisiniz ?
tercihen, en iyisi, bari.
I would sooner not go: Ben gitmesem daha iyi; gitmemeyi tercih ederim.

I really don't want to go there. I'd just as soon turn around and go back: Cidden oraya gitmek istemiyorum, en iyisi geri döneyim.
Death sooner than slavery: Ölüm esaretten yeğdir.
I would sooner die: Ölürüm de bunu yapmam.
lütfen acele cevaplandırmak rınız
tesadüf bu ya, ... Zarf
şansa bak ki, ... Zarf
şans eseri, ... Zarf
kaderin cilvesine bakın ki, ... Zarf
kader bu ya, ... Zarf
şans bu ya, ... Zarf
şu işe bakın ki, ... Zarf
şans eseri, ... Zarf
şans bu ya, ... Zarf
şu işe bakın ki, ... Zarf
şansa bak ki, ... Zarf
şans eseri, ... Zarf
şansıma Zarf
Takdir edersiniz ki, … İsim
geleceğini ima etti
Ne bileyim?
(a) fikrin(iz)/düşüncen(iz)/mütalean(ız) nedir? …'i nasıl buluyorsun(uz)?
How do you like the idea/my
dress? (b) ister misin(iz)? arzu eder misin(iz)? …'e ne buyurulur?
How would you like a holiday? (c) beğeniyor/hoşlanıyor musun(uz)?
How do you like you new job? Yeni işinden hoşlanıyor musun (memnun musun)?
acaba bana yardım eder miydiniz ?
bilmek liniz ki ...
...isterim
gitmektense burada kalmayı tercih ederim
Gayet iyi gider. Cümle
İyi olur. Cümle
Hiç fena olmaz. Cümle
İyi gider. Cümle
Hiç de fena olmaz. Cümle
Gayet iyi olur. Cümle
Yakışır. Cümle
Hiç de fena olmaz. Cümle
Yakışır. Cümle
Gayet iyi olur. Cümle
Hiç fena olmaz. Cümle
İyi gider. Cümle
Gayet iyi gider. Cümle
İyi olur. Cümle
Görünüşe/anlaşıldığına göre.
en iyisi istifa etmek olurdu
galiba öyle = öyle görünüyor = öyle gibi.
en iyisi istifa etmek olurdu
ne zaman müsait olursunuz ?
Benim yerimde olsan ne yapardın?
Sen olsan ne yapardın?
Niye böyle birşey yaptın ki?
Takdir edersiniz ki, … İsim