brother

  1. Noun (erkek) kardeş, birader.
    Ali has a brother. Ali and Erol are brothers. Ali is Erol's brother. You've
    been like brother to me.
    older brother: ağabey.
    brother-in arms: silah arkadaşı.
  2. Noun
    half brother ile ayni anlama gelir. üvey kardeş.
  3. Noun ihvan, meslekdaş, bir cemiyet/örgüt/ırk vb. üyesi.
    a brother doctor: bir doktor meslekdaş.
  4. Noun dinî bir kuruluşa mensup papaz.
  5. Noun arkadaş! kardeşim!
    brother, can you spare a dime? Allah rızası için on kuruş sadaka ver.
  6. Exclamation be birader! be kardeşim! aman be! aman be birader! (bıkkınlık, öfke, nefret, başkalarının cür'eti karşısında
    hayret ve şaşkınlık ifadesi için söylenir).
  7. Noun kardeşçe davranmak, kardeş gibi muamele etmek, kardeş muamelesi yapmak, kardeş yerine koymak.
kardeşlik
ağabey, büyük kardeş. Noun
yardıma muhtaç bir çocuğu koruyup yetiştiren kimse. Noun
totaliter yönetimin başı/sözcüsü. Noun
totaliter devlette iktidarı elde tutan grup. Noun
kardeş, birader. Noun
yakın/samimî arkadaş. Noun
birbirinden ayrılmayan iki şey/koşul/durumdan biri, bir şeyin zarurî sonucu.
Humility is often the
blood brother of incompetence: Beceriksizliğin sonu ekseriya mahcubiyettir.
Noun
kankardeşi. Noun
ağabey
süt kardeşi.
ana baba bir erkek kardeş
öz kardeş. Noun
brother ile ayni anlama gelir. üvey kardeş.
din hademesi: kendini bir dine adayarak dinsel kurumlarda (mutfak/bahçe işlerinde) çalışan kimse. Kadın
ise:
lay sister, laywoman.
Noun
ağabey im
öz kardeşi
üvey kardeş
ana tarafından kardeş
öz kardeş
baba tarafından kardeş
ana tarafından kardeş