club

  1. sopa, çomak, değnek.
  2. Sports (a) golf sopası, (b)
    Indian club ile ayni anlama gelir. lobut.
  3. kulüp, dernek, cemiyet: edebî/toplumsal /atletik/politik maksatlarla bir araya gelip örgütlenmiş insanlar
    topluluğu.
    tennis club.
    Join the club!
    Brit.- argo Aramıza hoşgeldin! (Aynı hale/duruma düşen bir kimse için söylenir).
    “I have a bad cold” “Join the club! I have one too.”: “Fena halde nezleye yakalandım.” “Aramıza hoş geldin, ben de öyleyim.”
  4. kulüp binası.
  5. üyelerine kolaylık veya ucuz fiyatla mal sağlayan kurum.
    a book club.
  6. eğlence yeri, gece kulübü, kabare.
  7. Information Technology (a) sinek, ispati; (b) bu işareti taşıyan kart veya bütün kartlar.
  8. Maritime Traffic seren uzatma sırığı.
  9. Biology çomak şeklinde organ/kısım.
  10. sopa ile vurmak.
  11. (belirli bir maksatla) birleş(tir)mek, bir araya gelmek/getirmek, dernek/cemiyet kur(dur)mak.
  12. beraberce ödemek, masrafı paylaşmak.
  13. Maritime Traffic hızı azaltmak için demir atmak.
bir kulübün üyesi olduğunu beyan etmek Verb
dağcılık kulübü Noun, Education-Training
4 H Kulübü: ABD Tarım Bakanlığının köylülere modern çiftçilik öğretmek amaciyle kurduğu kulüp. Noun
bir kulübe kabul
karşılıklı finans anlaşmaları yapan 15 Avrupa devletinden oluşan finans müesseseleri topluluğu
bir kulüp üyeliği için başvurmak Verb
jimnastikçiler derneği
top (beyzbol, futbol vb.) kulübü. Noun
kâr amacı gütmeyen kuruluş
üyelerine hastalık
kaza durumunda karşılıklı sigorta
hayır derneği
yaşlılara yardım sağlayan
billy ile ayni anlama gelir. polis copu/sopası.
kitap kulübü.
Brit.:
book society. Noun
dernek açmak için dostlarla işbirliğinde bulunmak Verb
dernek açmak için dostlarla işbirliği nde bulunmak Verb
açık hava spor/eğlence kulübü. Noun
yaşlılar kulübü.
şeytan otu, şeytan sopası
(Oplopanax horridus): KB Amerikada yetişir, sarmaşıkgillerden, dikenli,
akçaağaç yaprağına benzer geniş yapraklı, küçük yeşilimsi beyaz çiçekli ve kırmızı meyveli bitki.
Noun
bir kulübü dağıtmak Verb
kulübe üye olmak Verb
yalnız üyelere mahsus kulüp
bir kulüp üyesinin üyelikten çıkarılması
(bir sinema yıldızına vb.) hayranlar kulübü Noun
havacılar kulübü
4 H Kulübü: ABD Tarım Bakanlığının köylülere modern çiftçilik öğretmek amaciyle kurduğu kulüp. Noun
kumarhane
kumar kulübü
bir kulübe girmek Verb
bir kulübe üye olmak Verb
çok sesli şarkılar derneği.
altın çomak
(Orontium aquaticum): yılanyastığıgillerden ufacık sarı çiçekler açan Amerikaya mahsus su bitkisi. Noun
(a) golf sopası/değneği, (b) golf kulübü.
gebe, hamile (bilhassa evli olmayan kadın için söylenir).
Jean's in the club again!
kulübü tescil ettirmek Verb
resmen kurulu dernek
lobut.
bir kulübe girmek Verb
ABD Kongresi ve Senatosu'nda liderlik gücünü elinde tutan küçük
resmi olmayan bir grup insan
sermaye yatırım menfaatleri birliği
menkul kıymetler borsasında
kaynaklarını birleştirerek büyük çapta yatırım yapan ve riski yayan bir grup yatırımcı
yatırım kulübü
cokey kulübü: at yarışlarını yöneten kulüp Noun
bir kulübe girmek Verb
anahtar kulübü: her üyesinde anahtar bulunan özel gece kulübü. Noun
klüp üyesi
dağcılık kulübü Noun, Education-Training
gece kulübü, bar.
gece kulübüne devam etmek.
bir kulübün organizasyonu
bir kulübün asıl üyesi
bir kulübün asil üyesi
deniz sigortacıları tarafından sigorta edilemeyen zararları karşılamak üzere bir fon oluşturan gemi sahipleri birliği
klüp üyesi olarak önermek Verb
(Br) alkollü içki satma ruhsatı alan kulüp
bir kulüpten ayrılmak Verb
atıcılık derneği
Rotary Kulübü: İş ve meslek adamlarının topluma ve dünya barışına hizmet amaciyle 1905'te Şikagoda kurdukları
milletlerarası (
Rotary International) derneğinin mahallî şubesi.
Noun
sadece üyelerin kabul edildiği kulüp
sosyal kulüp
striptiz klubü
bir kulübe yazılmak Verb
bir klübe yazılma
küçük gece klübü.
bir klüp üyesini üyelikten çıkarmak Verb
bir üyeyi kulüpten çıkarmak Verb
(Br) tüccar birliği
işçi birliği
gençlik kulübü
dernek hesabı
kulüp etkinlikleri Noun
seyahat çantası/torbası: iki kulplu yumuşak deri çanta.
kulüp üye listesi
kulüp binası Noun
kulüp vagonu: koltuklu, büfeli ve oyun masalı demiryolu vagonu. Noun
koltuk: ağır, yumuşak, arkalığı alçak, kol yerleri geniş koltuk. Noun
baharatlı peynir. Noun
(uçakta) birinci sınıf ile ekonomi sınıfı arasındaki mevki
iki kapılı otomobil. Noun
kulüp personeli
kulüp giriş ücreti
yumru ayaklılık
(doğuştan) yumru ayak
denizcilik kulübü
dernek fonu
lokal
zorbalık, anarşi, hak kuvvetlinindir ilkesi. Noun
kulüp müdürü
kulüp üyeliği
üye aidatı
çomaklı yosun
(Lycopodiales). Noun
kulüp gecesi
dünyanın gıda
nüfus
çevre sorunları ve öteki yaşam etmenleriyle ilgili düzenli raporlar yayımlayan ve tahminlerde bulunan
uluslararası bir grup işadamı
sanayii
iktisatçı ve bilimadamı
Roma Kulübü
kulüp memuru
kulüp binası Noun
kulüp kuralları Noun
et ve domatesli üç ekmekten oluşan sandöviç
kulüp sandviçi: 3 dilim ekmek arasına çeşitli et ve domates dilimleri, marul, mayonez konularak yapılan sandviç. Noun
soda water
kulüp personeli
kulüp pirzolası: filetonun kaburga ucundan kesilmiş küçük pirzola. Noun
kulüp personeli
kulübe üye olma
klüp üyeliği
kulüp aidatı
kulübe üye olma
bir araya gelmek Verb
toplanmak Verb
(para) toplamak, (bir hediye vb. almak için) paralarını birleştirmek.
They clubbed their dollars together
to buy the present.
dipçiklemek Verb
tatilde kullanmak amacıyla birikmesi için mali bir kuruluşa yatırılan paralar