exalt

  1. Transitive Verb (rütbe/şeref/kudret/nitelik/seciye vb.'ni) yükseltmek, yüceltmek, yüksek paye/mevki vermek.
    He was
    exalted to the position of president.
  2. Transitive Verb övmek, methetmek, göklere çıkarmak, tebcil etmek.
  3. Transitive Verb heyecanlandırmak, şevk/heyecan vermek, coşturmak, aşka getirmek.
    His speech exalted the audience.
  4. Transitive Verb (renk vb.) etkinleştirmek, koyulaştırmak, etkisini/şiddetini artırmak, daha belirgin/bariz yapmak.
    Complementary
    colors exalt each other.
  5. Transitive Verb sevindirmek, gururlandırmak, gurur/sevinç vermek/katmak.
göklere çıkarmak Verb