many

  1. Adjective (a) çok, birçok, pek çok.
    many people: birçok kimseler.
    many years ago: yıllarca önce.

    There are many, many reasons against it: Aleyhinde pek çok deliller var.
    Were there many people at the play? Oyunda çok seyirci var mıydı?
    How many: ne kadar? kaç (tane)?
    How many letters are there in the alphabet?
    too many: pek çok, sayısız, külliyetli.
    You have (far) too many books on the shelf. (b) sayısız, müteaddit, çeşitli, muhtelif, türlü, külliyetli.
  2. Noun çok kimse/şey, çoğu, bir çoğu, ekserisi.
    There were many in the show: Gösteride çok seyirci vardı.

    good many: pek çoğu, ekserisi, hayli(si).
    many of us left early: Çoğumuz erken ayrıldık.
    as many as: … kadar.
    as many as ten people: on kişi kadar, tahminen on kişi.
    Take as many as you want: İstediğin kadarını al.
  3. Noun çok kimse, kalabalık.
    A great many attended the concert: Konseri büyük bir kalabalık izledi.
  4. Noun many a/an/another: çok, pek çok, ekseri (bunu izleyen fiil/ad tekil olur).
    many a man: pek çok
    kimse/kişi.
    many a man would welcome the opportunity: Pek çok kimseler bu fırsatı öpüp başına koyar.
    many another student: öğrencilerin çoğu/ekseri öğrenciler.
    I have been there many (and many) a time: Çok kereler orada bulundum.
  5. Pronoun çok sayıda insan/şey, çoğu.
    many of the beggars were blind: Dilencilerin çoğu kördü.
hayatında çok kitap okumuş olmak Verb
fazlalık etmek Verb
pek çok, hayli, sayısız (bunu izleyen fiil/ad çoğul olur).
I have a good many things to do today.
pek çok
kırk
onun gibisi çok
kaç tane
nice
çok, külliyetli.
so many men, so many minds: Ne kadar insan varsa o kadar da fikir var.
şunca
insanların çoğu, halk, toplum, halk kütlesi.
Is it right that the many should starve while the few have plenty?
şunca
fazla
çok
kaç tane olduğunu hesaplamak Verb
çoğunda, … ce, pek çok, müteaddit.
For many a day it rained: Günlerce yağmur yağdı (günlerin çoğu
yağmurlu geçti).
as many: aynı sayıda.
I saw 3 plays in as many days: 3 günde 3 temsil seyrettim.
sık sık, defalarca, tekrar tekrar.
çoğunda, … ce, pek çok, müteaddit.
For many a day it rained: Günlerce yağmur yağdı (günlerin çoğu
yağmurlu geçti).
as many: aynı sayıda.
I saw 3 plays in as many days: 3 günde 3 temsil seyrettim.
çok uzun bir zaman önce Adverb
çok eskiden Adverb
uzun deneyim yılları Noun
sık sık
etc.: bir çok kereler/günler/geceler vb.
Many's the time he used to say that: O bunu çok kereler söylerdi.
...'in çok büyük çoğunluğu Noun
birçok ... Adjective
kaçıncı defa
feleğin nice darbesinden sonra
kadar
bu kadar daha.
I'll have as many more as you can spare: Fazladan ne kadar verebilirseniz o kadar alırım.
bir sürü sıkıntılara maruz kalmak Verb
birisinden çok üstün/kuvvetli olmak.
He carries too many guns for me: O benden çok üstündür. Onunla boy ölçüşemem.
birçok ürün için sipariş vermek Verb
uzun yıllardır ilk defa Adverb
kuşaklar boyunca babadan oğula geçmiş olmak Verb
beş parmağında beş marifeti olmak Verb
alacalı bulacalı
anasının gözüdür, hinoğlu hindir.
kaç tane
kaç eksik var
kaç gün ?
kaç kere
kaç kere ?
...i sana kaç kere söyledim!
çok kere, birçok hallerde.
birçok bakımdan Adverb
pek çok açıdan Adverb
aynen (bu sözlerle).
He didn't say in so many words: Aynen öyle söylemedi.
I told him in so
many words: Ona aynen böyle söyledim.
aynen, açıkça, kesinlikle, kesin olarak.
He told me in so many words to go to Hell: Bana aynen
"cehennem ol!" dedi.
He did not say it in so many words: Aynen böyle demedi (fakat böyle demeğe getirdi).
birçok görevi şirket dışındakilere yaptırmak Verb
çok yönlü adam
konuşkan, çok konuşan, geveze.
birçok hallerde.
(birisi için/birinin takatinden) fazla, aşırı, yeteneğinin üstünde.
uzun yıllar boyunca Adverb
birçok kez el değiştirmek Verb
dama taşı gibi oynatmak Verb
günlük
birçok güçlüklerin karşısında başarı elde etmek Verb
birçok ufak tefek mahrumiyet çekmek Verb
kaldırılması gereken birçok kötü gelenek ve kanun var
İleride ne olacağı bilinmez.
Bir işe çok kimse karışırsa o iş yürümez.
türlü türlü insanlarla yakın temasa gelmek Verb
türlü insanlarla yakın temasa girmek Verb
birçok noktaya değinmek Verb