attack

  1. saldırmak, hücum etmek.
    He attacked him with bare hands: Ona elleriyle saldırdı.
  2. tecavüz/taarruz etmek.
    to attack the enemy: düşmana taarruz etmek.
    The enemy attacked us at
    night.
    to be attacked: taarruza/tecavüze uğramak.
    to attack someone's rights: birisinin hakkına tecavüz etmek.
  3. küfretmek, sövmek, aleyhinde söylemek.
  4. (şiddetle) tenkit etmek.
    He attacked his opponent's statement: Muhalifinin beyanatını şiddetle tenkit etti.
  5. (şeref ve haysiyetine) sözle tecavüz etmek.
    to attack one's reputation.
  6. girişmek, işe koyulmak.
    to attack house cleaning: ev temizlemeye girişmek.
    to attack a task: bir göreve girişmek.
  7. (hastalık vb.) yakala(n)mak, tutulmak, duçar olmak.
    to be attacked by a disease: hastalığa yakalanmak.

    disease that attacks children: çocuklara arız olan hastalık.
  8. hücuma/taarruza geçmek.
  9. saldırı, saldırış, hücum, savlet, taarruz, tevacüz, kasıt.
    The city came under attack during the night:
    Şehir, geceleyin taarruza uğradı.
  10. Pathology (hastalığa) yakalanma/tutulma, nöbet, kriz, buhran.
    attack of fever: humma nöbeti.
    attack of
    nerves: sinir nöbeti/krizi/buhranı.
    an attack of malaria: sıtma nöbeti.
  11. işe koyulma/girişme/başlama/başlayış.
  12. ırza/namusa tecavüz.
kendini saldırıya maruz bırakmak Verb
hava akını
hava saldırısı Noun, Military
hava saldırısı Noun, Military
uçuş açısı: uçağın kanat ekseni ile rüzgâr doğrultusu arasındaki dar açı. Noun
silahlı saldırı
müflisin stoku
saldırıya maruz kalmak Verb
saldırıya uğramak Verb
taarruza geçmek Verb
bombalı saldırı Noun
saldırı gerçekleştirmek Verb
saldırıda bulunmak Verb
saldırı düzenlemek Verb
bir saldırıyı durdurmak Verb
yakın saldırı
ortak saldırı
birlikte saldırı
tehacüm
koordine taarruz
koordine saldırı
critical angle ile ayni anlama gelir. dönüşül saldırış açısı.
her saldırıya karşı koymak Verb
hazırlıklı saldırı
şaşırtma taarruzu
kuşatan saldırı
şaşırtma saldırı
hatalı taarruz
savlet
yandan saldırı
cepheden saldırma
cephe saldırısı
zehirli gaz hücumu.
cephe saldırısı
kalp kirizi Noun
kalp krizi Noun, Medicine-Health
saldırıya karşı direnmek Verb
tespit taarruzu
sahte taarruz
iniş saldırısı
büyük taarruz
büyük taarruz
(uçak) alçaktan saldırı
hamle etmek Verb
toplu saldırı
saldırı araçları Noun
taklit saldırı
sahte taarruz
sinir krizi
gece saldırısı
nükleer saldırı
bir saldırıya inatla direnme
saldırı planı
saldırı noktası Noun
taarruza geçmek Verb
saldırıya geçmek Verb
saldırıya geçmek Verb
yeniden saldırıya geçmek Verb
bir saldırıya karşı direnmek Verb
ani saldırı
ani baskın
intihar saldırısı Noun
baskın taarruzu
ani baskın
tank taarruzu
terör saldırısı
terör saldırısı Noun, Criminal Law
sözlü saldırı Noun
kötü niyetli saldırı Noun
bir saldırının şiddeti
şiddetli saldırı
saldırıya açık
saldırı bölgesi
konvoya denizaltılarla saldırmak Verb
bir patent hakkına itirazda bulunmak Verb
yetiştirilmiş bekçi köpeği
saldırı helikopteri
saldırı en iyi savunma biçimidir
saldırı en iyi savunma biçimidir
ateş yükselmesi
bağlara saldırı Noun, Psychoanalysis
birinin hayatına kastetmek Verb
üzerine atılmak Verb
hasta vaka sayısı
birine şiddetle saldırmak Verb
tasallut etmek Verb
taarruz savaşı
çıkarma gemisi
arkadan saldırmak Verb
üstün güçle saldırmak Verb
üstün kuvvetlerle saldırmak Verb
uyarısız saldırmak Verb
yer hedeflerine saldıran uçak
düşmana saldırıda bulunmak Verb
hafif hastalık
birine saldırmak Verb
hükümet politikasına karşı güçlü saldırı
hükümet politikasına karşı güçlü saldırı