plane

  1. Geometry düzlem(sel), müstevi.
    plane angle: düzlem açı.
    plane figure: düzlem şekil.
    plane geometry:
    düzlem geometri.
    plane trigonometry: düzlemsel üçgenölçü, düzlem trigonometri.
    inclined plane: eğik düzlem.
  2. düzey, seviye, derece, safha.
    on the same plane: aynı düzeyde, eşit, denk.
    the intellectual
    plane. a high moral plane. He keeps his work on a high plane.
  3. uçak, tayyare.
  4. marangoz rendesi, rende, plânya.
  5. bir çeşit mala.
  6. Botany .
  7. düz, pürüzsüz, dümdüz.
  8. Intransitive Verb kaymak, süzülmek, kayar gibi süzülüp gitmek.
  9. Intransitive Verb suyun yüzünde uçar gibi gitmek.
  10. Intransitive Verb rendelemek.
  11. Intransitive Verb rende vazifesi görmek.
  12. Noun çınar
    (Planera aquatica)
uçağı denize indirmek Verb
düzlem
uçak
ambulans uçağı
(marangozun) geçme tahta planyası.
uçağı bir yana eğik duruma getirmek Verb
uçağa eğim vermek Verb
taban
savaş uçağı
(marangozlukta) kaba rende. Noun
uçağa binmek Verb
uçağa binmek Verb
bombardıman uçağı
uçağı düşürmek Verb
kargo uçağı
uçak gemisinde üslenen uçak
uçağa yetişmek Verb
çarter uçağı
çartır uçağı
çarter uçağı
ticari uçak
şirket uçağı
(ikiz kristallerde) ortak yüzey, birleşme yüzeyi.
koordinat düzlemi Noun, Algebra
tidal datum
bir uçak planı çizmek Verb
direkt uçak
bir uçağı indirmek Verb
turistik mevki uçak
kopma yüzü
kırık yüzey
avcı uçağı.
fillister ile ayni anlama gelir. yiv/oluk rendesi.
deniz uçağı
uçakta teslim
taşıt uçağı
gökada (çemberi) düzlemi.
uçağı indirmek Verb
kenar rendesi Noun
yüksek performanslı uçak
kaçırılan uçak
kullanılmadan duran uçak
(a) eğik düzlem, (b) incline 9 (a).
(Marangoz) el rendesi, kaba rende. Noun
jet yük uçağı
jet uçağı, tepkili uçak.
kara uçağı
hafif uçak
sis çınarı, Londra çınarı: sise/dumana dayanıklı, sokaklara dikilen bir tür çınar.
boylamasına düzlem Noun, Transport
posta uçağı
(resimde) orta yer, orta uzaklık, tablonun ortası. Noun
middle distance
askeri uçak
daha yüksek sosyal düzeyde
daha geniş bir düzeyde
aynı düzeyde
yükselmekte
ikiz uçak (bir uçak diğerinin altına tespit edilmiş olarak kalkar , belli bir hıza ulaşıldığında küçük uçak ana uçaktan ayrılır
yolcu uçağı Noun, Transport
projektörle uçak arayıp bulmak Verb
resim düzlemi.
pilotsuz uçak
politik düzeyde
hoparlörlü uçak
pervaneli uçak
avcı uçağı.
birini uçağa bindirmek Verb
keşif uçağı
kurtarma uçağı
dönüş uçağı
tepkili uçak. Noun
roket atıcılarla mücehhez uçak Noun
fırıldaklı uçak, döner kanatlı uçak: Havada tutan yüzeyi düşey eksen etrafında dönen hava aracı (helikopter vb.). Noun
router ile ayni anlama gelir. (marangoz) oyma rendesi, freze/oluk tezgâhı.
keşif uçağı
isabet ettirerek yere düşürmek Verb
özel uçak
spor uçak
casus uçağı
durma düzlemi Noun, Transport
destek düzlemi Noun, Transport
kuyruktan kumandalı uçak
uçağa binmek Verb
direkt uçak
uçağa ateş edip
torpido bombardıman uçağı.
eğitim uçağı
nakliye uçağı Military
yük uçağı
planya
kalkmak üzere bekleyen uçak
savaş uçağı Noun, Military
meteoroloji uçağı
tekerlek orta düzlemi Noun, Transport
(US) bir seçim kampanyası sırasında adayı izleme görevi verilen gazetecilere tahsis edilen uçak
düzlem açı
(rendeleyerek) düzeltmek, düzleştirmek, dümdüz/kaypak hale getirmek, pürüzlerini temizlemek.
tığ
uçak aktarması (bağlantısı
uçak aktarması , bağlantısı
uçak bağlantısı
uçak kazası
uçak bileti ücreti
düzlük
düzlem geometrisi Noun, Geometry
ecliptic ile ayni anlama gelir. ekliptik düzlem, tutulum düzlemi: arzın yörüngesiyle güneşin merkezinden geçen düzlem.
uçak rezervasyonu
resim sehpası: topografik ölçüleri kaydetmek için üç ayaklı resim tahtası. Noun
uçak bileti Noun, Air Traffic
çınar (ağacı)
(Platanus orientalis); batı çınarı
(P. occidentalis). Noun
çınar Noun, Plant Species
uçak yolculuğu
dönüş uçak yolculuğu
bir uçağı tarifeli uçuş trafiğine almak Verb
bir vahşi ile aynı düzeyde olmak Verb
(fotoğrafçılık) obtüratör
araç boyuna orta düzlemi Noun, Transport