ring

  1. Maritime Traffic anele
  2. Noun yüzük.
    wedding ring: nişan yüzüğü.
    gold/diamond ring: altın/elmas yüzük.
    ring finger: yüzük parmağı.
  3. Noun halka.
    a ring of water. napkin ring. a key ring . a towel ring.
  4. Noun halka şeklinde çizgi/şekil/cisim.
    dark rings around the eyes. smoke ring.
  5. Noun daire, çember.
    to dance in a ring.
  6. Noun çember, kasnak.
  7. Noun (helis, yay, bobin vb. de) halka.
  8. Noun, Geometry daire halkası: eş merkezli iki çember arasındaki alan.
  9. Noun, Botany (bkz: annual ring ).
  10. Noun halka şeklinde ağaç kabuğu.
  11. Noun çember şeklinde dizi(lmiş kimseler).
  12. Noun sirk alanı.
    a circus ring: sirk alanı.
  13. Noun (bkz: bullring ).
  14. Noun müsabaka, yarışma, rekabet.
    in the ring for election to senate.
  15. Noun (yasa/ahlâk dışı maksatlarla birleşmiş) topluluk, şebeke.
    a ring of dope smugglers. a ring of corrupt politicians.
  16. Noun, Chemistry (atomlardan oluşan) halka. (bkz: chain )1 (7).
  17. Noun, Astronomy (bkz: ring formation )
  18. Noun
    spinning ring ile ayni anlama gelir. iplik tezgâhı halkası.
  19. Transitive Verb kuşatmak, sarmak, çember içine almak.
    Police ringed the building. An old house ringed (about) with trees.
  20. Transitive Verb çember/halka yapmak/teşkil etmek/meydana getirmek.
  21. Transitive Verb (hayvanların burnuna) halka takmak/geçirmek.
  22. Transitive Verb (ağaç kabuğunu) halka şeklinde soymak.
  23. Transitive Verb helezonlar halinde/halka halka yükselmek, kıvrılarak gitmek.
    The road rings around the mountain.
  24. Transitive Verb yüzük takmak.
  25. Verb (zil, çan, telefon vb.) çal(ın)mak, çınla(t)mak.
    ring the bell. The telephone is ringing. The bell rang loudly.
  26. Verb … gibi görünmek/gözükmek/gelmek/benzemek, hissini vermek.
    His words ring false/true: Sözleri yalana/doğruya benziyor.
  27. Verb zil çalmak, zile (zil düğmesine) basmak.
    ring for a servant: zil çalarak hizmetçi çağırmak.
    She
    rang for the cook. Just ring if you need anything.
  28. Verb
    ring out: (a) ses vermek, çınlamak, çın çın ötmek.
    His brave words rang out. (b) çan sesiyle
    göndermek.
    ring out the old year.
  29. Verb yankımak, yankılarla dolmak.
  30. Verb (kulak) çınlamak.
    My ears ring.
  31. Verb (şöhret vb. ile) çalkanmak.
  32. Verb (çan çalarak vb.) ilân etmek, etrafa yaymak.
    ring a person's praises.
  33. Verb (çınlayarak vb.) ses vermek.
  34. Verb (parayı) tıngırdatmak, tıngırdatarak kalp olup olmadığını anlamak.
  35. Verb telefon etmek.
  36. Noun zil/çan sesi.
  37. Noun çınlama, zil sesine benzer ses.
    rings of laughter: kahkaha sesleri, çınlayan kahkahalar.
  38. Noun kuvvetli ses, yankı, aksiseda, akis.
  39. Noun çan dizisi.
  40. Noun telefon etme, telefonla arama.
    give someone a ring: birisine telefon etmek.
    Give me a ring tomorrow.
  41. Noun zil çalma.
  42. Noun tıngırtı, tınlama, madenî ses.
  43. Noun âhenk, belirli bir anlam taşıyan ses tonu.
    a ring of assurance in his voice. the ring of truth. a false ring.
bir işe talip olmak Verb
(siyasî bir mevki için) adaylığını koymak.
ayar bileziği
kablonun tespit edildiği halka. Noun
halka: düzlemdeki kapalı bir eğrinin düzlem dışındaki bir eksen etrafında dönmek suretiyle oluşturduğu dönel cisim. Noun, Geometry
yıllık halka, yaş halkası: ağaçlarda biri ilkbaharda, öbürü yazın oluşan içiçe iki halka.
benzen halkası: benzenin molekül yapısını simgeleyen altıgen şeklinde, her köşesinde C ve H atomları
bulunan kapalı şekil. H atomu yerine başka gruplar gelerek benzen türevlerini oluşturur.
bir açık artırmada rekabeti önlemek amacıyla bir grup alıcı arasında imzalanan gizli sözleşme (amaç malı ucuza kapatmaktır
bu uygulama kanunen yasaktır
fiyatları yukarı çekmek ya da düşürmek amacıyla bir grup borsa simsarı ya da antika tüccarının bir arada hareket etmesi
boğa güreşi alanı
arena
(borsa) fiyatların yükseldiği durum
saat kadranı üzerinde saat rakamlarının yazıldığı yuvarlak.
simit şeklinde kahvaltı pastası.
kalpazanlar çetesi
perde halkası.
elmas yüzük
uyuşturucu çetesi
nişan yüzüğü
casus çetesi
Öklit dolamı.
peri izi: çayırlarda bazı mantarların oluşturduğu koyu yeşil ot halkası. Eskiden perilerin dansettikleri yer sanılırdı.
ölçü halkası Noun
döner şans oyunu çemberi
tekli havagazı ocağı. Noun
conta halkası Noun
salmastra halkası Noun
salmastra bileziği
taşlı yüzük
yatay tutma düzeni: üzerine tutturulan pusula vb. gibi bir aleti daima yatay durumda tutacak şekilde
içiçe yerleştirilmiş üç çemberden ibaret düzenek.
Noun
telefon etmek Verb
yıllık halka, yaş halkası: ağaçlarda biri ilkbaharda, öbürü yazın oluşan içiçe iki halka.
koruma halkası. Noun
koruma yüzüğü. Noun
politikacının adaylığını koyduğunu açıklaması
yabancı gelmemek Verb
bilezik
anahtar halkası Noun
anahtarlık
can simidi Noun, Maritime Traffic
çınlatmak Verb
çınlatmak Verb
alyans
nişan yüzüğü
bilezik
uyuşturucu çetesi
uyuşturucu çetesi
salmastra halkası Noun
salmastra bileziği
gün kuşağı: güneş ışığının havadaki buz prizmalarında yansıması sonucu ufka paralel olarak güneşin ortasından geçen beyaz kuşak. Noun
gün kuşağı: güneş ışığının havadaki buz prizmalarında yansıması sonucu ufka paralel olarak güneşin ortasından geçen beyaz kuşak. Noun
piston yayı/halkası, segman.
borsa konsorsiyumu
fiyat karteli
(ödüllü) boks alanı. Noun
bilezik
satış teşkilatı
marşpiye
şövalye yüzüğü
mühürlü yüzük
conta bileziği
salmastra bileziği
salmastra halkası Noun
salmastra bileziği
salmastra halkası Noun
mühür yüzüğü.
(alternatör vb.) halka, fırçaların sürtünerek akımı dışarı ilettikleri madenî bilezik. Noun
çift halkalı anahtarlık
casus şebekesi
casus çetesi
tespit rondelası
yarış acentesi
(Br) müşterek bahisleri toplayan
telefon etmek Verb
dostluk yüzüğü
nikâh yüzüğü
anımsa(t)mak, hatırla(t)mak, hatırlar gibi olmak.
His name rings a bell: Adını hatırlıyorum.
That
doesn't ring a bell: Onu hatırlamıyorum.
hatırla(t)mak, tanır/hatırlar gibi olmak.
That name rings a bell: Bu ismi hatırlıyorum.
bir madeni paranın kalp olup olmadığını denemek Verb
alarm çalmak Verb
halkalı dosya. Noun
perdeyi indirmek/kapatmak.
son vermek, sona erdirmek, bitirmek, hatime çekmek.
(fonları) korumak ya da garanti altına almak Verb
çit
adsız parmak
yüzük parmağı
(ay yüzeyinde etrafı duvar gibi dik) yüksek yayla/çukur ova, krater. Noun
ring-spinning frame
halkalı çıkrık/eğirme makinesi. Noun
halka dişli, iç tarafı dişli halka. Noun
inandırıcı olmamak, boş söz/palavra hissi vermek.
His promises always ring hollow: Onun vaitlerine asla inanılmaz.
(a) çan sesiyle karşılamak.
ring in the new year. (b) hile ile getirmek.
hırsız çetesi
telefonda konuşmayı bitirmek, telefonu kapamak.
I'd better ring off now: the baby's crying.
kolyeli ardıçkuşu
(Turdus torquatus) . Noun
halkalı yağmurkuşu
(Charadrius). Noun
çevre yolu
çember yol
halkalı yılan,
(Diadophis): boynunda sarı-turuncu halka bulunan küçük zehirsiz yılan (K. Amerika). Noun
birine telefon etmek Verb
halkalı çıkrık/eğirme makinesi. Noun
halkalı çıkrık/eğirme makinesi. Noun
halka-benek: halka şeklinde sarı/morumsu lekeler şeklinde görülen bitki hastalığı. Noun
isteğe uygun olmak, ihtiyaca cevap vermek.
This new book rings a bell with teenagers: Bu yeni
kitap çocukların ihtiyacına cevap veriyor.
(a) çanları (değişik sıra ile) çalmak, (b)
Brit. tavrını/tutumunu/bir işi yapış tarzını değiştirmek,
her türlü olanağı denemek, her çareye başvurmak.
kapı zilini çalmak Verb
birinin ölüm fermanını vermek Verb
ring seferi
Londra Maden Borsası'nca benimsenmiş ticaret yapma yöntemi
yüksek sesle bağırarak ticaret yaptıkları Noun
doğru/gerçek gibi gelmek.
His words rang true and I accepted his excuse.
(a)
Brit. telefon etmek, (b) (satış bedelini) kasaya kaydetmek, kasa makinesi ile yazmak.
santral aramak Verb
perdeyi açmak.
başlamak, girişmek, (hizmete) açmak, küşat etmek.
yazarkasa fiyatı yazmak Verb
yazar kasaya fiyatı yazmak Verb
konik dişli
… ile çınlamak.
valiliğe talip olmak Verb
şaft bileziği
elmas yüzük etkisi: tam güneş tutulmasından hemen önce ve sonra ayın bir noktasında çok parlak bir benek görülmesi olayı.
yıldız/halka ağ Information Technology
simgeli halka ağı Information Technology
Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği Proper Name, Cinema
  1. Noun boxing ring
  2. Noun loop
  3. Noun circle
  4. Noun circuit
  5. Noun ring
ropes Noun
circuit
ring tour
round voyage
circle line

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Üzerinde boks maçı yapılan, kenarları kordonla ... yüksek dört köşe yer