1. Bay, Bey: İspanyolca adların önüne getirilir.
  2. İspanya asilzadesi/lordu.
  3. önemli kişi.
  4. (İngiliz üniversitelerinde) kolej müdürü veya öğretim üyesi.
  5. İtalyan papazlarına hitapta kullanılan unvan.
  6. giy(in)mek (
    do on'un kısaltılmışı).
üniversite hocası
Don Juan: aşk maceralariyle meşhur İspanyol asilzadesi. İsim
ahlâksız, çapkın, hafifmeşrep, sefih. İsim
zampara, kadın peşinde koşan kimse. İsim
Don Kişot İsim, İsimler
bazen
does not'ın kısaltılmışı olarak kullanılırsa da bu, gramerce yanlıştır.
does not'ın
kabul edilen kısa şekli “
doesn't” dır.

He don't go
denmez,
He doesn't go denir.
Fiil
bana albay diye hitap etme
Çocukluk etme.
Çocuk olma.
Kabalaşma.
Terbiyesizleşme.
Kabalık etme.
Terbiyesizlik etme.
Saçmalama.
Saçmalama.
Ne söyleyeceksen söyle.
bir bunalım döneminde
seçmenleri yönetimi desteklemeyi sürdürmeye çağıran deyim
dereyi görmeden paçaları sıvamak Fiil
Suyu görmeden paçayı sıvama (Belki de hiç vuku bulmayacak zorlukları önceden düşünüp üzülme).
Fazla kafana takma.
Dert etme.
Fazla kafaya takma.
Çok da kafaya takma.
Çok da kafana takma.
...e takılma. Cümle
Fazla kafaya takma.
Çok da kafaya takma.
Fazla kafana takma.
Çok da kafana takma.
Yanlış anlama.
o işe buluşma
Yanlış anlama.
ağzında geveleyip durma
bilmek mez miyim
siz karışmayınız !
Kendini kandırma.
Fazla kafana takma.
Çok da kafana takma.
Fazla kafaya takma.
Çok da kafaya takma.
Çok da kafana takma.
Fazla kafana takma.
Çok da kafaya takma.
Fazla kafaya takma.
Bir daha yapayım deme! Tekerrür etmesin!
Do you happen to have a pen? Yanınızda kalem var mı?

Do you happen to know? Acaba biliyor musun(uz)?
How does it happen that … : Nasıl oluyor da …
If anything happened to me, my wife would have enough money: Bana bir hal olursa (ölürsem) eşime yetecek kadar para var.
I happen to know that he is not rich: Onun zengin olmadığını biliyorum (tesadüfen öğrendim).
If he does happen to see her … : Farzı muhal onu görecek olursa …
It so happened that: Öyle oldu ki/tesadüfen.
These things happen: Olur böyle şeyler!
Bir daha olmasın. Cümle
Beleş atın dişine bakılmaz. Cümle
bakışlarını kaçırma !
estağfurullah, bir şey değil.
yalancı çıkarma !
Üstüme gelme.
Çok da kafana takma.
Boşver.
Çok da kafaya takma.
Dert etme.
Fazla kafana takma.
Fazla kafaya takma.
Çok fazla uğraşma.
O kadar kasma.
yanlış anlamayın
şahsınızı kastetmiyorum
Yanlış anlama ama ...
aman dokunma politikası İsim
Benimle oynama.
Boşuna uğraşma. Cümle
aldırma
merak etme !
Çok da kafana takma.
Fazla kafana takma.
Çok da kafaya takma.
Fazla kafaya takma.
… yok mu? İsim
… yok mu? İsim
(yasa ve törelere göre) yapılmaması gereken şeyler.
töreler, âdetler, kurallar, yapılması veya yapılmaması gereken şeyler.
kelimesine bile inanmıyorum
umurumda değil
Boş ver! Umurumda değil! Vız gelir!
Umurumda değil.
Beni ilgilendirmez.
iç inden gitmek gelmiyor
Nasıl yani?
Anlayamadım.
Emin değilim.
kesin olarak bilmiyorum
Neden bahsettiğin hakkında bir fikrim yok.
yünün tenime değmeksi hoşuma gitmiyor
bence bir mahsur yok
Başka bir çözüm göremiyorum.
(a) onda hiçbir bozukluk/anormallik görmüyorum. (b) bunda hiçbir sakınca görmüyorum.
There's something
wrong with him: Ona bir hal oldu; bu adamın şüpheli bir tarafı var.
Sanmıyorum.
Duymak istemiyorum!
Duymak istemiyorum!
ister beğen ister beğenme
aman düşmeyin
Soğan bana dokunuyor.
rakamlarımız tutmuyor
rakamlarımız tutmuyor
kendilerini iyi hissetmiyorlar, kendilerinde değiller.
Birinin mazereti öbürünü de haklı çıkaramaz.
Kanı kan ile değil, kanı su ile yıkarlar.
bu eşyayı satmıyoruz
bu gibi şeylerden hoşlanmak yız pek
Ben faka basmam! Yağma yok!
You won't catch me doing that again: Bir daha mı, tövbeler tövbesi!
Bağırmana gerek yok.
deme yahu! amma yaptın ha! acayip!
Deme ya?
Hadi ya?
  1. briefs
  2. drawer
  3. freeze
  4. frost
  5. frostiness
  6. pants
  7. stepins
  8. underpants
  9. drawers
slight frost
sharp frost
when frost sets in
frost period
in one's underwear
frost injury
frosty weather İsim
frost signal
Don Quixote İsim, İsimler
to freeze Fiil
tallow
touch of frost
Get back to work!
right face
turn left signal

Türkçe Sözlük (Kubbealtı Lugatı)

  1. Vücûdun belden aşağı kısmına ve tenin ... giyilen iç çamaşırı, külot
  2. Hava sıcaklığının ... buz tutması
  3. İspanyollar’da erkekler ... asâlet unvânı