1. bahse girmek, bahis tutuşmak, iddiaya girişmek, iddia etmek.
    Do you want to bet? Bahse girer misin/bahse
    var mısın?
    to bet on horses: yarışlarda bahis tutuşmak.
    to bet on a horse: bir at üzerine bahse girmek.
    I bet he'll come: Bahse girerim ki gelecek.
    I'll bet you anything you want: İstediğine bahse girerim.
    to bet one's boots/bottom dollar/shirt on/that
    k.d. kesinlikle iddia etmek/emin olmak/güvenmek, hiç şüphe etmemek.
    You can bet your boots on/that he'll come late again.
  2. bahis, iddia.
    to make/lay a bet: bahse girmek.
    to accept/take a bet: bahsi kabul etmek.

    to win a bet: bahsi kazanmak.
  3. bahis için konulan para, pey.
    a ten-dollar bet: on dolarlık bahis.
  4. üzerinde bahse girilebilecek ve kazanma şansı yüksek olan şey.
    That horse looks like a good bet:
    O atın kazanma şansı yüksek.
    It is a bet then: Ohalde bahsimiz bahis.
sabun çiçeği İsim, Botanik
  1. face
  2. ugly
  3. Sıfat raucous