1. İsim son, nihayet.
    the end of the road: yolun sonu.
    from the beginning to end: baştanbaşa, başından
    sonuna kadar.
    bring to an end: son vermek, sona erdirmek.
    The end justifies the means: Gaye vasıtayı meşru kılar.
  2. İsim uç, sınır.
    Every stick has 2 ends. Those trees mark the end of their property.
    the ends of
    the earth: dünyanın bir ucu, cehennemin dibi.
    from end to end: baştanbaşa, bir uçtan bir uca.
    begin at the wrong end: tersinden başlamak.
  3. İsim (zaman) son, bitim, hitam.
    the end of the year/of his life.
    by the end of the day: günün
    sonunda.
    the end of time: kıyamet günü.
  4. İsim amaç, erek, gaye, niyet, maksat, meram.
    He wants to buy a house and is saving money to/for this end.

    to the end that: gayesiyle.
  5. İsim sonuç, netice, akibet, encam.
    It is hard to tell what the end will be.
    to come to a bad end:
    kötü bir sonuca varmak, akibeti kötü olmak.
    And that's an end of it! Vesselam! İşte bu kadar!
  6. İsim ölüm, yokolma, mahvolma, fena bulma.
    He met his end in the accident: Kazada öldü.
    His end was
    peaceful: Huzur içinde öldü.
  7. İsim ölüm sebebi.
  8. İsim artık, parça kalıntı.
    cigarette ends: sigara izmaritleri.
    ends and trimmings: parça ve kırpıntılar.
  9. İsim (iş, ticaret, bazı oyunlar vb.) kısım, bölüm.
    My partner looks after the advertising end. Our team
    was beaten in the last end.
  10. İsim uç, dış: dizinin uçlarında yer alan oyuncular.
    change ends: haftaymda alanda yer değiştirmek.
  11. İsim en uzak yer, öbür uç.
    The police will hunt the murderer to the ends of the earth.
  12. İsim (a) sabrı taşıran şey, (b) en üstün nitelik.
  13. Fiil bit(ir)mek, son vermek/bulmak, sona/nihayete er(dir)mek, hitam vermek/bulmak.
    The war ended in 1945.
    He ended his letter with good wishes to the family. Let's end this fight.
    end in a point: sivri bir uçla son bulmak.
  14. Fiil öl(dür)mek, imha etmek, ortadan kaldırmak/kalkmak, mahvolmak.
  15. Fiil tamamla(n)mak.
  16. Fiil (başkalarını) geçmek/geride bırakmak, üstün olmak.
    It was a holiday to end all holidays: Bir daha
    böyle bir bayram görmedik (Bütün bayramlardan üstün bir bayramdı).
  17. Fiil ambarlamak, (hububatı/samanı) ambara koymak.
dönem sonu İsim, Muhasebe
üst uç Bilgi Teknolojileri
ön uç Bilgi Teknolojileri
olağandışı son Bilgi Teknolojileri
alt uç Bilgi Teknolojileri
son kullanıcı İsim, Reklamcılık