1. İsim, Rekabet Hukuku para cezası
  2. Hukuk cereme
  3. Sıfat güzel, âlâ. mükemmel.
    a fine house/woman/view.
  4. Sıfat ince.
    fine wire/thread/sand.
    the finer points of sth: bir şeyin incelikleri.
  5. Sıfat keskin.
    a fine tool/edge.
  6. Sıfat iyi, açık, berrak.
    fine weather.
  7. Sıfat hassas.
    a fine instrument.
  8. Sıfat ince ruhlu/duygulu.
    a fine musician.
  9. Sıfat hünerli, marifetli, iyi yetişmiş.
  10. Sıfat nazik, kibar.
    fine-spoken: kibar konuşan.
  11. Sıfat zarif.
  12. Sıfat narin.
  13. Sıfat gösterişli, süslü.
    fine feathers make fine birds: Süslü elbiseler insanı kibar gösterir.
  14. Sıfat güzel, yakışıklı.
    a fine young man.
  15. Sıfat saf, arı, katıksız, katışıksız.
  16. Zarf mükemmel (bir şekilde), kusursuz, çok iyi, âlâ.
    She cooks fine. It suits me fine. The machine works fine if you oil it.
  17. Zarf zarif/kibar bir şekilde, kibarca, zarafetle.
  18. Zarf ince ince, (çok) ince.
    Cut up the vegetables very fine.
  19. Fiil inceltmek, (ince)toz haline getirmek/gelmek.
    fine down/away/off: incelmek, inceltmek.
  20. Fiil arıtmak, tasfiye etmek, arınmak, tasfiye olmak.
  21. Fiil ufal(t)mak, küçül(t)mek.
  22. Fiil para cezası kesmek/hükmetmek, para cezasına çarptırmak.
  23. İsim para cezası.
    He had to pay a $50 fine.
  24. İsim, Hukuk arazi tasarruf hakkının yenilenmesi karşılığında derebeyine ödenen ücret.
  25. İsim hukukî davada zarar gören lehine hükmedilen tazminat.
  26. İsim (her çeşit) ceza.
  27. İsim, Müzik son.
  28. İsim son, sonuç.
trafik cezası İsim, Karayolu Taşımacılığı