1. Fiil devretmek.
    I gave it to him for 5 dollars.
    to give one a cold : bir kimseye nezle geçirmek/bulaştırmak.
  2. Fiil bahşetmek, ihsan etmek, müsaade/izin vermek.
    give me permission to leave. give him enough time to
    get home before you telephone. give me a chance to try the job.
    We must give ourselves an hour to get there: Oraya kadar yolu bir saat hesap etmeliyiz.
  3. Fiil bağışlamak, hibe/hediye etmek, bağış yapmak.
    He gives freely (to the poor). You gave him money and he wasted it.
  4. Fiil tevdi/emanet etmek.
    I'll give you charge of the house while we're away.
  5. Fiil göstermek, beyan/arz etmek, açıklamak, meydana çıkarmak.
    He gave no reason: Bir sebep göstermedi.

    to give evidence: delil göstermek.
    He gave proof of his courage when he ran back into the burning house.
  6. Fiil sağlamak, temin etmek.
    to give help: yardım etmek/sağlamak.
    Fire gives warmth.
  7. Fiil sunmak, takdim etmek, arzetmek.
    to give someone one's compliments.
  8. Fiil emanet bırakmak, emaneten vermek.
  9. Fiil ödünç/ariyet vermek.
  10. Fiil üretmek, hasıl etmek, husule gelmek.
    Cows give milk.
  11. Fiil (öğüt/nasihat) vermek/etmek.
    to give advice.
  12. Fiil söylemek, okumak, irat etmek.
    He gave a reading of his poetry: Şiirlerinden parçalar okudu.
  13. Fiil (konser/temsil/ziyafet vb.) vermek, icra etmek.
    to give a concert. We are giving Jo a party for his
    birthday. Another performance will be given next week.
  14. Fiil çıkarmak, yaymak, ısdar etmek.
    to give a cry: feryat etmek.
  15. Fiil feda etmek, kurban etmek.
    Many have given their lives in the cause of independence: Birçokları
    istiklâl uğruna canlarını feda ettiler.
    He gave his life for his country.
  16. Fiil özvermek, (nefsini/vaktini vb.) adamak/hasretmek/tahsis etmek.
    She gives all her time to her family.

    give one's life to: hayatını adamak, kendini vermek.
  17. Fiil (dış etkilere) dayanamamak, direnci/mukavemeti kırılmak, eğilmek, çözülmek, açılmak, bel vermek.
    The
    lock gave when he battered the door. The door gave when they pushed it.
    The frost is giving: Don çözülüyor, buzlar eriyor.
  18. Fiil çökmek, yıkılmak.
  19. Fiil esnemek, esnek olmak, açılmak, genişlemek.
    The leather will give when you've been wearing the shoes a few weeks.
  20. Fiil aşketmek, vurmak.
    He gave the ball a kick.
  21. Fiil kadeh kaldırmayı teklif etmek.
    Ladies and gentlemen, I give you our victory: Bayanlar, baylar
    zaferimiz şerefine kadeh kaldırmayı teklif ediyorum.
    I give you our host: Ev sahibinin şerefine!
  22. Fiil terketmek, teslim etmek, vermek.
    to give ground: toprak vermek/terketmek.
  23. Fiil etkilemek, … etkisi/tesiri yapmak/bırakmak.
    The news gave us a shock: Haber bize şok tesiri yaptı.
  24. Fiil ceza vermek, hüküm giymek, mahkûm olmak.
    He was given 3 months: 3 aya mahkûm oldu.
  25. Fiil doğruluğunu kabul/itiraf etmek.
    It is too late to go to the party, I give you that. But we could go somewhere else.
  26. Fiil (elini/yanağını vb.) uzatmak, teslim etmek.
    She gave me her cheek to kiss. She gave him her hand to
    shake.
    give me your hand: Bana elini uzat!
    give someone one's arm: (koluna girmesi için) bir kimseye kolunu uzatmak.
    She gave herself (sexually): Kendini teslim etti.
  27. Fiil atfetmek, tevcih etmek, yöneltmek.
    to give someone a cold glance.
  28. Fiil açıklamak, söylemek, sır/haber vermek, ifşa etmek, baklayı ağzından çıkarmak.
    Okay now, give! What happened?
  29. Fiil (maçlarda) ilân etmek.
    Jo was given out: Jo, oyun dışı ilân edildi.
  30. İsim esneklik, elastikiyet.
  31. İsim (zor karşısında) eğilme, bükülme, çökme.
gönül vermek, gönlünü kaptırmak, sevdalanmak, derin aşka/sevdaya düşmek.
tasvip etmek Fiil
zamanının aşırı bir kısmını okumaya ayırmak Fiil
bir arkadaşa kitaplığından yararlanma özgürlüğü vermek Fiil
bir arkadaşa kitaplığından yararlanma özgürlüğü vermek Fiil
akıl vermek Fiil
bir tasarıyı kaydı ihtirazi ile onaylamak Fiil
vasiliğinin hesabını vermek Fiil
bütün parasını bağışlamak Fiil
becerisini küçük yaşta göstermek Fiil
duygularını güzel sözlerle ifade etmek Fiil
şükranlarını dile getirmek Fiil
iradesini beyan etmek Fiil
hayalinin dizginlerini koyuvermek Fiil
muhayyilesinin dizginlerini koyuvermek Fiil
bir partiye katılmak Fiil
sınav kâğıdını vermek Fiil
adını listeye yazdırmak Fiil
adını kaydettirmek Fiil
düşüncelerini dile getirmek Fiil
işverenine ihtarda bulunmak Fiil
işverene işten ayrılacağını bildirmek Fiil
(a) bir kimsenin kusurunu yüzüne vurmak, (b) aklını başına getirmek.
soyadını söylemek Fiil
bir tasarıya katıldığını belirtmek Fiil
birine kol nu vermek Fiil
birinin koluna girmek.
dikkatinıbir şeye vermek Fiil
dikkatini bir şeye vermek Fiil
bir siparişi karşılamak için titiz davranmak Fiil
siparişi karşılamak için titiz davranmak Fiil
birine selam söylemek Fiil
rıza göstermek Fiil
mutabakat bildirmek Fiil
râzı olmak Fiil
mutabık olmak Fiil
muvafakat etmek Fiil
fedakârlık yapmak Fiil
bir şeye kulak kabartmak Fiil
işverenine işten ayrılma niyetinde olduğunu bildirmek Fiil
sınav kâğıdını vermek Fiil
(istediğini elde etmek için) her fedakârlığa katlanmak, herşeyini vermek/feda etmek.
I'd give my eyeteeth
for a piano like that.
bir şeyi onaylamak Fiil
adıni , soyadını söylemek Fiil
bir pazarlığı tokalaşarak sonuçlandırmak Fiil
bir planı can-ı gönülden onaylamak Fiil
kendi fikrini belirtmek Fiil
birine selam söylemek Fiil
son işverenini referans olarak vermek Fiil
son işvereni referans olarak vermek Fiil
canını vatanına feda etmek Fiil
kurban olmak Fiil
işverenine ihtarda bulunmak Fiil
işverene ihtarda bulunmak Fiil
birine akıl vermek Fiil
karınca kararınca yardım etmek Fiil
başıyla tasdik etmek Fiil
kabul ettiğini baş hareketiyle ifade etmek Fiil
... hakkında görüş bildirmek Fiil
kendi görüşlerini belirtmek Fiil
birine saygılarını bildirmek Fiil
herşeyi fedaya hazır olmak, sağ kolunu bile vermek, canını esirgememek.
I would give my right arm to see her again.
oyunu bir adaya vermek Fiil
oyunu kullanmak Fiil
oyu vermek Fiil
bir aday için oyunu kullanmak Fiil
oyunu bir partiye vermek Fiil
bütün enerjisini bir işe harcamak Fiil
söz vermek Fiil
vatandaşlığını ispatlamak Fiil
birine ağzına geleni söylemek Fiil
birisini azarlamak/paylamak, hakkında düşündüklerini açıkça söylemek.
birine müteşekkir olmak Fiil
birine niyetleri hakkında kesin bilgi vermek Fiil
birine niyetlerini bildirmek Fiil
birine niyetlerini bildirmek Fiil
birini kutsamak Fiil
el sıkarak anlaşmak, mutabık kalmak.
birine vasiyetinde bir şey vermek Fiil
birine vasiyetinde birşey vermek Fiil
birine hayatının en zevkli anını yaşatmak Fiil
birini kitaplığından yararlandırmak Fiil
birine bütün duygularını ifade etmek Fiil
(Sırtındaki gömleğine kadar) herşeyini vermek/feda etmek.
yerini birine vermek Fiil
müflisten vâki olacak bütün taleplerden vazgeçmek Fiil
müflisten vaki olacak bütün taleplerden vazgeçmek Fiil
vazifesinden ayrılmak Fiil
işini bırakmak Fiil
otomobili ıskartaya çıkarmak Fiil
taleplerinden vazgeçmek Fiil
işini bırakmak Fiil
yerini birine vermek Fiil
dükkânıni çocuğuna devretmek Fiil
dükkânını çocuğuna devretmek Fiil
duygularını dile getirmek Fiil
öfkesinin dizginlerini bırakmak Fiil
öfkesini koyuvermek Fiil
tutkulu bir konuşmada duygularını ifade etmek Fiil
duygularını koyuvermek Fiil
ağzını açmak Fiil
duygularını tutamamak Fiil
(yol) bir yere çıkmak Fiil
nakit yerine çek veya benzeri varlıkların kullanıldığı kredi hesabı
rapor vermek Fiil
tavsiyede bulunmak Fiil
öğüt vermek Fiil
tavsiye vermek Fiil
sadaka vermek Fiil
tasvip etmek Fiil
'ne yetki vermek Fiil
kefalet vermek Fiil
kurtulmak Fiil
kan vermek Fiil, Tıp ve Sağlık
teminat vermek Fiil
akıl vermek Fiil
tazminat vermek Fiil
ayrıntılarını anlatmak Fiil
ayrıntılarını söylemek Fiil
yolu tarif etmek Fiil
yol göstermek Fiil
kulak vermek Fiil
iş vermek Fiil
tanıklık etmek Fiil
ifade vermek İsim, Hukuk
'a bırakmak Fiil
(satış)
bir şeyi son haddine vardırmak Fiil
cömertçe vermek Fiil
vade tanımak Fiil
teminat vermek Fiil
garanti vermek Fiil
malumat vermek Fiil
bilgi vermek Fiil
talimat vermek Fiil
kararıni vermek Fiil
karar vermek Fiil
izin vermek Fiil
ders vermek Fiil
ders vermek Fiil
gece yatırmak Fiil
ihbarda bulunmak Fiil
ihtarda bulunmak Fiil
tahliye ihbarı vermek Fiil
birine zarar vermek Fiil
birini yaralamak Fiil
borsada simsarların borç aktarmasından doğan faizi ödemek Fiil
faiz karşılığında bir simsara borç hisse vermek Fiil
repor muamelelerinde tediyede bulunmak Fiil
emir vermek Fiil
acımak Fiil
ayrıntılarını bildirmek Fiil
izin zni vermek Fiil
haz vermek Fiil
harçlık vermek Fiil
öncelik tanımak Fiil
teminat vermek Fiil
gölgelendirmek Fiil
süre vermek Fiil
zaman vermek Fiil
mühlet vermek Fiil