1. zarar, ziyan, hasar.
    to do bodily harm: yaralamak.
    The accident did a lot of harm to the car.
  2. kötülük, fenalık, manevî zarar.
    do somebody harm: birisine kötülük yapmak.
    no harm done:
    hasar yok/kimseye bir şey olmadı.
  3. zarar/ziyan vermek, hasara sebep olmak, hasar yapmak.
    There was a fire in our street, but our house
    wasn't harmed at all.
    to harm one's reputation: bir kimsenin şerefini/adını kirletmek.
  4. kötülük/fenalık yapmak.
    He wouldn't harm a fly: Karıncayı bile incitmez (Kimseye fenalığı dokunmaz).
kılına (bile) dokunmamak, nazik/kibar davranmak, hiçbir zararı dokunmamak. not harm a fly.
bedensel eza ve zarar ika etmek niyetiyle tecavüz
bedensel zarar
cismani zarar
cismani zarar İsim, Medeni Hukuk
bir kimseye zarar gelmek.
My brother's ship was caught in a storm but he came to no harm (=no harm
came to him): Kardeşimin gemisi fırtınaya yakalandı, fakat kendisine bir zarar gelmedi.
büyük zarar vermek Fiil
kötülük etmek Fiil
yapmak Fiil
zararı olmamak Fiil
zararlı çıkmak Fiil
ağır yaralama İsim
ağır bedeni hasar İsim
ciddi derecede bedeni hasar İsim
ağır müessir fiil İsim
yaralama, cerh, cezayı gerektiren bedenî tecavüz.
kasıt stıı olmamak Fiil
kötülük kasti olmamak Fiil
kötü niyeti olmamak Fiil
zarar vermeye niyetli
kötülük yapma kastı olmamak Fiil
kasti olmamak Fiil
beis yok
zarardan koruma sağlamak Fiil
ciddi bedensel hasar
oldukça ciddi hasar
hainlik etmek Fiil
zarar vermek niyetiyle
kendine zarar vermek Fiil, Psikoloji
itibarıni son derece lekeleyebilirdi
birine zarar vermek Fiil
yarardan çok zararı olmak Fiil
kıydırmak Fiil
bence bir mahsur yok
bence bir mahsur yok
karıncayı bile incitmemek.
emniyette, emin yerde.
bir şeyi tehlikeden uzaklaştırmak Fiil
beis görmemek Fiil
bir şeyde sakınca görmemek Fiil
ara sıra tek bir kadehin zararı yok