1. İsim, Geometri doğru
  2. İsim hat (Kaynak: Evrim Çalışkanları)
  3. Fiil, Tekstil Sanayii astarlamak
  4. İsim çizgi, hat.
    straight line: doğru çizgi.
    Draw a line from A to B. The fortune teller studied the lines of my hand.
  5. İsim (yazı) satır.
    a column of 40 lines.
  6. İsim (şiir) mısra.
    Each line has 7 beats.
  7. İsim dizi, sıra.
    a line of cars/trees/chairs/people.
  8. İsim, Tiyatro rol, kısım, bir aktöre düşen piyes bölümü.
    I forgot my lines and had to be prompted.
  9. İsim pusula, not, kısa mektup.
    drop a line: kısa bir mektup göndermek.
    I must drop a line to Cahit
    asking him to come: Cahit'e mektup yazıp davet etmeliyim.
  10. İsim fikir silsilesi, düşünce dizisi, muhakeme tarzı.
    a line of thought: fikir silsilesi.
    You haven't
    got the right answer, but you're on the right lines: Doğru cevabı bulamadın, fakat muhakeme tarzın doğru.
  11. İsim hareket tarzı, hattı hareket, tutum, durum, yol.
    the line to be taken: tutulacak yol.
    a line
    of policiy: siyasî tutum.
    It's hard line on him: Onun için çetin bir durum.
  12. İsim soy, nesep, sülâle.
    a noble line . a line of kings. The Stuarts were a line of English kings.

    in direct line: babadan oğula.
    pure line: arı döl, katışıksız soy.
  13. İsim aldatıcı/kandırıcı/ikna edici söz.
  14. İsim hiza, nizam, düzen, uyuşma, uzlaşma, ahenk.
    to bring discrepencies into line: çelişkileri uzlaştırmak/gidermek.
  15. İsim uğraşma alanı, saha, meşgale.
    What is your line of business: Mesleğin/işin nedir?
    That work
    is not my line: Bu iş benim harcım değil/bu benim işim değil/bu bana göre değil.
  16. İsim ulaştırma, şirketi/yolu.
    an airline: havayolu.
    a shipping line: nakliyat şirketi.
  17. İsim iş, meslek, meşgale, meşguliyet, meslek ve ticaret dalı.
    the dry-goods line.
  18. İsim belirli bir cins/marka mal.
    line of goods: mal çeşidi.
  19. İsim ip, sicim, olta ipi, iplik.
    fishing-lines. Hang (out) the clothes on the line.
  20. İsim ölçme ipi.
  21. İsim, Elektrik-Elektronik (a) (telgraf, telefon vb.) hat.
    telephone lines: telefon hatları.
    transmission lines: iletim/transmisyon
    hatları.
    The lines are all out as the result of the blizzard: Kar fırtınası yüzünden bütün hatlar arızalandı.
    Hold the line: (Telefonu) kapatmayın/telefondan ayrılmayın.
    line is busy: hat meşgul.
  22. İsim, Güzel Sanatlar fırça darbesi, (resimde) çizgi.
    The beauty of line in the work of Boticelli.
  23. İsim (a) sigorta türü/sınıfı.
    casualty line: kaza /hasar sigortası. (b) belirli bir risk için ödenecek sigorta miktarı.
  24. İsim gayrımenkulün sınırı/hududu.
  25. İsim (gazetecilikte) (bkz: banner ) (6).
  26. İsim, Askerlik2 (a) cephe, savunma/müdafaa hattı.
    line officer: muharip subay, cephede/savaş gemisinde görevli
    subay. (b) istihkâm (hattı), (c) (kara/deniz) muharip kuvvetler, (d) saf, sıra.
    within enemy's lines: düşman safları içinde. (e) gemi kafile çizgisi.
    line-of-battle ship = ship of the line
    esk. en büyük zırhlı/harp gemisi. (f)
    esk. muvazzaf ordu/donanma.
  27. İsim
    lines
    ask. savaş düzeni, harp nizamı, savunma hattı.
    line of battle: savaş düzeni,
    harp nizamı.
    front line: cephe hattı.
  28. İsim, Denizcilik boru.
    a steam line: buhar borusu.
  29. İsim ön iki sıradan biri.
  30. İsim (Dokumacılıkta) uzun elyaf. (bkz: tow )2 (1)
  31. İsim sınır, hudut, çevre çizgisi.
    That hedge marks our property line: Şu çit bizim arazimizin hudududur.

    south of the line: hududun güneyi.
    the line between Germany and France.
  32. İsim yol, iz, doğrultu, istikamet.
    the line of march of the army.
  33. İsim (demiryolu) hat, ray.
    Passengers are not allowed to cross the line. The main line of a railway.
  34. İsim inçin 12 de biri ≈ 2 mm.
  35. İsim (Ontario'da) özel yol.
  36. Fiil
    line up: (a) diz(il)mek, sırala(n)mak.
    a road lined with trees. The soldiers quickly lined
    up. Cars lined the road for a km. (b) sıra/kuyruk olmak, sıraya/kuyruğa girmek.
    People were lining up to get into theater.
  37. Fiil hizaya gelmek/sokmak, saf yapmak, saf teşkil etmek.
  38. Fiil
    line up: bulmak, tedarik etmek, hazırlamak, (yardım) sağlamak, iş vermek, işe almak.
    Have you
    got someone lined up? Birisini buldun mu?
    I wonder what he's got lined up for us? Acaba bizim için ne hazırladı?
  39. Fiil çizmek, çizgi çekmek, çizgilerle işaretlemek, çizgilerle dol(dur)mak/kapla(n)mak.
    a face lined by
    age: yaşlılıktan kırışmış bir yüz.
    lined paper: çizgili kâğıt.
    line something out on paper: bir şeyi kâğıt üzerine işaretlemek.
    Signs of worry lined his face: Yüzünde endişe çizgileri belirdi.
  40. Fiil göz kalemi ile göze çizgi çekmek.
  41. Fiil (ölçü şeridi/ipi ile) ölçmek, arşınlamak.
  42. Fiil
    line down
    Cnd. halatla kıyıya bağlı kayık içinde akıntıya aşağı gitmek.
    We often lined
    down rapids instead of portaging.
  43. Fiil astarlamak, astar geçirmek/kaplamak/çekmek.
    an overcoat lined with silk: ipek astarlı bir palto.
  44. Fiil (cebi/cüzdanı/keseyi para ile) doldurmak.
    to line one's pocket with money.
    He has lined his
    purse well: Kesesini iyice doldurdu/çok para kazandı.
    a well-lineed purse: dolgun kese.
soyunun son evladı olmak Fiil
iş kolunu değiştirmek Fiil
işkolunu değiştirmek Fiil
şikayet hattı İsim
kendi dalında iş bulamamak Fiil
başkasına bağımlı olmamak Fiil
mesleğini tehlikeye atmak Fiil
kendinden yana yontmak Fiil
cebini/kesesini doldurmak, başkalarının sırtından çıkar sağlamak.
cebini para ile donatmak Fiil
kendi yolundan gitmek Fiil
soyunun nerden geldiğini bulmak Fiil
soyunu araştırmak Fiil
havai hat
hava yolu
hava yolu hattı
uçak hattı
havayolu hattı
(hısımlık) usul
montaj hattı
bütün sayfayı kaplayan manşet
bomba emniyet hattı
(tel) kesik hat
iş kolu
otomobil modeli
(US) kredi sınırı
bocurgat kablosu İsim
ikinci sınıf mallar
ucuz
(Br) metro ring seferi
çamaşır ipi
uzak akrabalık
sütun satırı
ticaret dalı
bağlantı hattı
(US) banliyö hattı
rekabet ürünleri İsim
irtibat hattı
(demiryolları) şube hattı
tüketim eğrisi
maliyet eğrisi
başlangıç hattı (mesafe ve yönlerin ölçülmesinde esas teşkil eden herhangi bir yardımcı istikamet hattı
(US) bir bankanın müşterilerinin bir banka hesabında genel olarak tuttuğu ortalama meblağ
çapraz
imtiyazlı tarifeli hat
bölge sınırı
nokta nokta çizgi
iki peronlu istasyon
(trafik) yan yana çizilmiş çift beyaz çizgi
şehre giden hat
satır satır
düşman hattı
boşaltma boru hattı
uzatma hattı
(telefon) dahili hat
dahili hat İletişim
bozuk hat
ana hat
kadın tarafı
feribot hattı
muharebe hattı
sayfa alt çizgisi
ağ alt ipi
cephe hattı
meyil
(sigorta) en yüksek sınır
toprak hattı
yüksek rizikolu sigorta bölümü
iki devlet başkanı arasındaki telefon hattı
sonsuz çizgi
eşmaliyet doğrusu
tapon mal
kara hattı
geçiş
kiralanmış hat İletişim
kiralanmış hat Bilgi Teknolojileri
kana Denizcilik
banliyö hattı
parakete İsim
satırbaşı
okyanuslarda gemilerin sefer yaptıkları hatlar
çevrim-dışı
petrol borusu
telefon hattı İsim, Telekomünikasyon
grev gözcüsü hattı
polis kordonu
(US) tek fiyat
(tel) özel hat
özel hat İletişim
projeyi finanse etmek için hazırlanmış kredi
arazi hududu
tren hattı
tren hattı
demiryolu
seyir rotası İsim
televizyon tarama çizgisi
postalar zinciri
kıyı çizgisi
yan iş
ilk etapta reasürörün almayı kabul ettiği azami hisse
(US) eyalet sınırı
vapur hattı
en kısa bağlantı
anahtarlamalı hat Bilgi Teknolojileri
reklam ya da tüm reklam kampanyasının yaratmak istediği etkiyi özetleyen anahtar cümle
şerit metre
(telefon) dinlenen hat
dinlenen hat İletişim
teleks hattı
özel bağlantı numarası Bilgi Teknolojileri
toplam hasılat Muhasebe
(gazete) manşet
tren hattı
aktarma hattı
nakil hattı
isale hattı İsim, İnşaat
havai hat
metro hattı
(Br) Londra'ya giden yol
(Br) Londra'ya giden hat
ücret eğrisi
bekleme kuyruğu
depoculuk
çamaşır ipi
dalgalı hat
su kesimi
yalnız satır Bilgi Teknolojileri
zikzak çizgi
pruva hattı
satırı bloke etme
(televizyon) satır ayarlaması
idare kordonu
(elektrik) voltaj düşmesi
muharip sınıf görevi
var olan marka altında yeni bir ürünün piyasaya sunulması
(telefon) hat paraziti
satır besleme Bilgi Teknolojileri
rakiplere fırsat vermemek için mevcut bir ürün türüne ürün ekleme
içine çizmek Fiil
ilgili müdür İsim
ilgili yönetici İsim
bir kurumun tutum ve işletmesinde karar sorumluluğu olan yönetici
güverte subayı
sorumluluk gerektiren mevki
satır yazıcı Bilgi Teknolojileri
sürekli iş bandı üretimi
en düşük ücret
atıcı
satır arası
satır aralığı Bilgi Teknolojileri
dikiş kaynak
bearding ile ayni anlama gelir. gemi gövdesinin pruva ve pupa çizgisi.