1. yanlış, hata.
    He had made several terrible mistakes but he wasn't going to admit it.
  2. yanlışlık, yanılma.
    There must be some mistake in this bill; please add up the figures again.
  3. yanlış anlama/anlaş(ıl)ma.
  4. yanlış anlamak.
  5. yanılmak, yanlış/hata yapmak/işlemek.
hatasını kabul etmek Fiil
yanlışlıkla başkasının şemsiyesini almak Fiil
hatasını kabul etmek Fiil
hiç kuşkusuz/şüphesiz, ona hiş şüphe yok.
That car is the most expensive and no mistake!
nicelik hatası İsim
büyük yanlış
büyük hata
hata ile, yanlışlıkla.
yanlışlıkla, zuhulen, sehven, dalgınlıkla.
He put salt into his tea by mistake.
büyük hata
dikkatsizlikten yapılan hata
baş hata
yazı yanlışı
maddi yazı hatası İsim
yazı hatası İsim
hata yapmak Fiil
müşterek hata
sık yapılan hata
sık yapılan yanlış
yanlışı düzeltmek Fiil
bir yanlışı düzeltmek Fiil
bir yanlışın düzeltilmesi
yanlışlığın düzeltilmesi
yanlışlıkla yapılan teslim
bir yanlışı bulmak Fiil
bağışlanabilecek hata
vahim bir hata
yanlışıni çıkarmak Fiil
esaslı hata
dilbilgisi yanlışı
vahim hata İsim
büyük hata
affedilebilir hata
mazur görülür hata
bağışlanabilir hata
büyük hata
hataya yol açmak Fiil
yanılmak Fiil
hata yapmak Fiil
hata işlemek Fiil
şaşmak Fiil
hata etmek Fiil
(zerre kadar) şüphe etme/yanılma, şüphen olmasın.
If you don't study hard, you'll fail, make no mistake about it.
her iki tarafın yaptığı hata
karşılıklı yanlış anlama
önemli hata
bir yanlışı göstermek Fiil
politik hata
yanlışlıkla yapılan bir ödemenin geri alınması
bir hatayı düzeltmek Fiil
bir hatayı tekrarlamak Fiil
hata yüzünden bir sözleşmeyi iptal etmek Fiil
sahtekârlık yüzünden iptal
hata yüzünden iptal
sürçmek Fiil
önemli hata
hafif hata
küçük yanlış
imla yanlışı
yazım hatası İsim, Dil ve Edebiyat
birinin hatasından yararlanmak Fiil
baskı hatası İsim
bilinçsiz yapılan hata
tek taraflı hata
tek yönlü hata
bir sözleşmenin bütünü için esas olan maddi bir hata İsim, Hukuk
bir şahsın karakteri konusunda yanılma
zannetmek, sanmak, -e benzetmek.
I mistook him for the mayor: Onu belediye başkanı sandım.
I
mistook that stick for a snake: O sopayı yılan zannettim.
hesaplama hatası İsim
maddi hata
etiketleme hatası İsim
tarih hatası İsim
rakam hatası İsim
rakam hatası İsim
çeviri hatası İsim
maddi vasıfta hata
yargı hatası İsim
hukuki hata
hukuki vasıfta hata
birine suç yüklemek Fiil
hesap hatası yapmak Fiil
gaflete düşmek Fiil
hiç kuşkusuz/şüphesiz, hiç şüphe yok ki.
There's no mistake about it, he's the biggest fool I've met.