1. yoksul, fakir, fukara.
  2. Hukuk (devlet yardımına) muhtaç.
  3. fakirlere mahsus, izbe, fakir, sefil, perişan.
    a poor cottage. a poor neighborhood.
  4. yoksun, mahrum, kıt, az.
    a country poor in natural resources. a poor crop.
  5. zavallı, biçare, talihsiz, şanssız.
    Out of a job, poor fellow?
  6. zayıf, verimsiz, kısır.
    a poor memory. a poor soil.
  7. âdi, fena, bayağı, isteğe uygun olmayan, düşük nitelikli, kalitesiz.
    poor workmanship. poor watch. a poor turnout.
  8. (sağlık) bozuk, kuvvetsiz, zayıf.
    poor health.
  9. alçak, miskin, değersiz, pespaye.
kimsesizler yurdu
sağlık durumu çalışmaya elverişli yoksul
fakirlere yardım etmek Fiil
yoksula yardım
fakir düşmek Fiil
darlığa düşmek Fiil
sermayesi az
yoksullar için para toplamak Fiil
sadaka toplamak Fiil
yoksullar için para toplamak Fiil
yoksullara yardım
meteliksiz ölmek Fiil
çok fakir/yoksul, bir lokma ekmeğe muhtaç. Sıfat
çok fakir
yoksula yardımda bulunmak Fiil
fakirleşmek Fiil
fakir halkı bedava (boğazı tokluğuna) eşek gibi çalıştırmak, istismar etmek.
sebepsiz kalmak Fiil
zengin ile fakir arasındaki uçurum
yoksula yardım etmek Fiil
yoksulların durumunu düzeltmek Fiil
yoksulların bakımı
yoksulların sözcüsü olmak Fiil
(Br) sosyal yardım bürosu İsim
fakirlere para toplamak amacıyla yapılan gösteri
yoksula yardım etmek Fiil
yoksula yardım etmek Fiil
yoksulların davasını savunmak Fiil
fakir fukara
fukara
(Br) yoksullara bakan sosyal yardım memuru
yoksul gibi görünmek Fiil
sersefil
yetersiz mazeret
fakir ve muhtaç durumda olanlar
düşük devam
katılanların çok az olması
devam sayısının düşük olması
sadaka kutusu.
hero sandwich İsim
az kahvaltı
kötü giden iş
cılız hayvan
vah zavallı! vah biçare!
kuvvetsiz kömür
kötü kalite baskı
zavallı yaratık
sınırlı kredi
kötü kriter
bereketsiz mahsul
kötü mahsul
borcunu ödemekten aciz borçlu
fakir borçlunun yemini
yeminli mal beyanı
(US) fakir borçlunun yemini (borcunu ödemek için hiç bir varlığı olmayan borçlunun mahkemede bir alacaklıyı
tanık göstererek bu konuda ettiği yemin ;
kötü sürücü
sudan mazeret
yoksul yurdu, fakirlere iş bulan ve bakan kurum.
adamcağız
vah zavallı! vah biçare!
kötü işçilik
tutmayan tahminler İsim
bereketsiz hasat
düşkünler evi, darülaceze.
kötü taklit
sağlığı bozuk
seviyesiz
kârsız yatırım
kötü sermaye yatırımı
yoksulları koruma yasası.
yoksul yaşam
bakımsız ev
(durum) ümit verici olmama
zavallı adam
kötü yönetim
işletme giderlerinin kötü idaresi İsim
kötü ders notu
kötü teçhiz edilmiş piyasa
kötü piyasa
kötü piyasa durumu
zayıf hafıza
açıklayıcı belgede bir tüccarın adı ve adresindeki baskı hatası İsim
(benzin) kötü karışım
kötü hatip
kötü ambalaj
fukara
yoksul belgesi
(ilerisi için) parlak olmayan durum
kalitesiz
kötü kalite
düşük kalite mallar İsim
fakir mahalle
yoksul mahalle
halktan toplanan fakirlere yardım vergisi.
(radyo) kötü alış
üvey evlat.
My department has always been treated as the poor relation of the company İsim, Deyim
kötü ilişkiler İsim
(Br) yoksul yardımı
sosyal yardım
(Br) sosyal yardım
kötü sonuç
verimsiz toprak
yetersiz arz
kötü konuşmacı
kötü zamanlama
kötü çeviri
(US) ayaktakımı
hergele sürüsü
(US) değersiz eşya
(genellikle G ABD'de) beyaz ırktan fakir kimse.
poor white trash: biçare fakir beyaz insanlar.
kötü iş
analar kusuru.
kötü/başarısız bir örnek/numune.
He is a poor excuse for a poet: Kötü bir şair örneğidir.
His
latest effort is a poor excuse for a novel: Son eseri başarısız bir roman örneğidir.
yoksullar kanunu tahtında yardım için başvurmak Fiil
yoksullar kanunu çerçevesinde yardım için başvurmak Fiil
çok fakir/yoksul.
iyi disiplinci olmamak Fiil
değerleri iyi takdir edememek Fiil
kötü konuşmacı olmak Fiil
mali durumu kötü olmak Fiil
kötü durumda olmak Fiil
sağlık durumu kötü olmak Fiil
sağlığı bozuk olmak Fiil
matematiğe aklı ermemek Fiil
matematiği kötü olmak Fiil
değerleri iyi takdir edememek Fiil
zavallı rolü oynamak Fiil
sersefil görünmek Fiil
kendini acındırmak Fiil
birine hüsnükabul göstermemek Fiil
finansal durumu kötü olmak Fiil
birinin yetenekleri konusunda doğru dürüst fikri olmamak Fiil
biri hakkında pek iyi izlenimi olmamak Fiil
birisine pek değer vermemek.
başarı şansı az olmak Fiil
kötü bir gece geçirmiş olmak Fiil
sağlığı bozuk olmak Fiil
deniz beni tutar
benim nâçiz fikrime/kanaatime göre.
kötü görünmek Fiil
yoksulluğu bahane göstermek Fiil
yoksulluk bahanesi ileri sürmek Fiil
yarışta üçüncü gelmek Fiil
tapon mal satmak Fiil
şansı olmamak Fiil
hakkında fena düşünmek, aleyhinde olmak.
birinin davranışını beğenmemek Fiil
zavallı adamcağız
üvey evlat muamelesi görmek.
My department has always been treated as the poor relation of the company. Fiil, Deyim
bu sömestre öğrenci ortalamasının düşük olması
(uçak) görüş mesafesinin kötü olması yüzünden dönmek Fiil