1. çirkin, iğrenç, tiksinç, tiksindirici, iğrendirici, nahoş, pis.
    Bad eggs have an offensive odor:
    Bozuk yumurtalar pis kokar.
  2. gönül/hatır kırıcı, inciten, rencide eden.
    “Shut up!” is an offensive retort: “Kes sesini!” sözü gönül kırıcıdır.
  3. ayıp.
  4. saldırıcı, saldırgan, saldırı+, taarruz+, taarruzî, tecavüzî.
    offensive movements. offensive weapons.
    offensive war for conquest.
  5. saldırı, taarruz, hücum.
    to launch an offensive: saldırmak, hücuma geçmek.
    An offensive against
    polio was begun when the proper vaccine was developed.
  6. saldırı/hücum vaziyeti, taarruz hareketi/hali/durumu.
    The army took the offensive.
hava saldırısı İsim, Askerlik
savunmalı taarruz
ekonomik saldırı
büyük saldırı
saldırıya geçmek Fiil
barış teklifi
bir taarruzun başında gitmek Fiil
taarruza geçmek Fiil
saldırıya geçmek Fiil
saldırıyı durdurmak Fiil
bir saldırıyı durdurmak Fiil
saldırı paktı
saldırı ve savunma ittifakı
saldırı ve savunma silahları İsim
kırıcı cevap
saldırgan davranış
taarruzi savunma
taarruzi el bombası İsim
saldırgan dil
kırıcı dil
saldırganca harcama (satışları arttırmak için reklam harcamaları yapmak Fiil
taarruz harbi
taarruz savaşı
taarruz silahı
kırıcı sözler İsim
birine karşı kırıcı davranmak Fiil
ters cevap vermek Fiil
kırıcı bir havada
acı konuşmak Fiil