1. iz, eser, nişan, emare.
  2. ayak/tekerlek izi.
  3. yol, patika, keçiyolu.
  4. yöntem usul, yol.
    He couldn't solve the problem because he started out on the wrong track: Soruyu
    çözemedi, çünkü yanlış yol tuttu.
  5. koşuyolu, yarışlık, pist.
  6. Spor atletizm, koşma, atlama ve atma.
  7. Otomobil en, tekerlek aralığı,
    tank palet, tırtıl.
  8. hat, ray.
  9. Bilişim iz: mıknatıslı kuşak ya da davul gibi veri saklama ortamlarında veriyi oluşturan imlerin dizildiği ikili gözeler dizisi.
  10. (olay/fikir vb.) seri, dizi, silsile.
  11. Sinema kaydırmalı çekim, kuşak, ses imi, ses yolu, TV izi.
  12. izlemek, takip etmek.
  13. izini aramak.

  14. track up/on: (a) geçmek, yürümek, iz bırakmak/yapmak.
    Don't track up my clean floor with your
    muddy shoes! (b) ayak izi vb. bırakmak, ayağı ile taşımak.
    The dog tracked mud all over the living room rug: Köpek oturma odasının halısında çamurlu ayak izleri bıraktı.
    The children tracked snow into tha house: Çocuklar ayaklariyle karı içeriye taşıdılar.
  15. ray döşemek.
  16. (dişliler vb.) bir hizada/karşı karşıya olmak.
  17. (tekerlekler vb.) belirli bir açıklıkta/mesafede olmak.
izini belli etmemek/gizlemek/örtmek, gizlice/sezdirmeden yapmak.
olduğu yerde.
The criminal stopped in his tracks when the door opened behind him.
birinin izinde, peşinde.
The police is on the criminal's track and hope to catch him soon.
yedek iz Bilgi Teknolojileri
geliş peronu
gelişler geliş peronu
(US) asosyal bir çevreden gelmek Fiil
normalden sapmak Fiil
alışılmamış yoldan gitmek Fiil
sapa düşmek Fiil
yanlış yolda olmak Fiil
birinin izinde olmak Fiil
yanlış iz üzerinde olmak Fiil
yol radyo farı
bit izi
demiryolu makası. İsim
otomobil lastik izi
kül veya cürufla kaplı yarış yolu.
tren manevra alanı
bisiklet yolu
kör hat
gidiş peronu
kül dökülmüş yarış yolu
her zaman herkesin gittiği yoldan başka yola sapmak Fiil
çift hatlı (demiryolu).
televizyon ya da radyo programı için ses efektleri kayıt bandı
(a) kuru ve sert yarış yolu, (b) ekspres trenlere mahsus demiryolu. İsim
uçuş pisti
raydan çıkmak Fiil
birinin izinden gitmek Fiil
patika
önü tekerlekli arka tarafı paletli araç
eciş bücüş el yazısı, okunmaz yazı. İsim
fabrika peronu
(a) iç yol, yarış pistlerinden iç tarafta olan, (b)
k.d. üstünlük, faikiyet, elverişli/avantajlı
durum.
Have the inside track: üstün/elverişli durumda olmak.
raydan çıkmak, yoldan sapmak, geçmek, atlamak.
bir şeyden birine muntazaman haber vermek Fiil
haberdar olmak Fiil
gülme sesleri kaydedilmiş ses bandı
normal yoldan ayrılmak Fiil
(tren) raydan çıkmak Fiil
yükleme peronu
şaşırmak Fiil
sinema filminin kenarındaki ses kaydının yapıldığı şerit
ana hat
maden nakliye yolu
motosiklet pisti
motosiklet pisti
araba yarış pisti
stereofonik ya da kuadrofonik ses elde etmek için kullanılan bir grup ses bandı
üzerinde fon müziği kaydı bulunan film ya da video bandı
sinir yolu: beyinde ve belkemiğinde sinirlerin geçtiği yer. İsim
hattan çıkmış, konudan ayrılmış.
be off the track: konudan ayrılmak, yoldan çıkmış olmak, iz üzerinde
olmamak.
throw someone off the track: birine izini kaybettirmek, takibinden kurtulmak.
hızlı gelişme yolunda, normalden çok çabuk ilerleyen/terfi eden, işi yolunda giden.
an executive on a fast track.
hızlı gelişme yolunda, normalden çok çabuk ilerleyen/terfi eden, işi yolunda giden.
an executive on a fast track.
doğru yolda
doğru/yanlış yolda.
put someone on the right/wrong track: birisini doğru/yanlış yola yöneltmek/sevketmek,
doğru/yanlış yolu göstermek.
on the right/wrong side of the tracks: zengin/fakir mahalleden, 34
single track: tek hatlı, tek yönlü.
a one track mind =
single track mind: aymazlık, gözü bağlılık, gafillik, dar görüş, saplantı, fikri sabit.
konu ile ilgili, izi üzerinde.
be on the track of: … in izi üzerinde olmak.
yanlış iz üstünde
enindeki sinema filminin kenarındaki optik yollarla üzerine seslerin kayıt edilmiş olduğu ses şeridi
en az 10 mm
yoldan sapmış, konudan ayrılmış.
kâr yoluna sokmak Fiil
koşu yolu, yarış pisti, herhangi bir yarışın yapıldığı yol. İsim
koşu yolu
tren peronu
yan hat
tek yol
ses kuşağı, ses yolu: üzerine ses saptanmış optik/mağnetik kuşak. İsim
hız yapılan yol
demiryolu şube hattı
şube hattı
manevra peronu
dönüş yolculuğuna başlamak Fiil
rule (taksi) yolu
taksi yolu
yükleme boşaltma peronu
deneme hattı
deney parkuru İsim, Ulaşım
işlek/herkesin yürüdüğü yol.
araba lastiği izi
vagon rayı
bir çölü geçmek Fiil
kapalı ve açık hava sporları. İsim
İztopu Bilgi Teknolojileri
(demiryolu) kar küreme aleti
ray bakım masrafları İsim
izleyerek bulmak/keşfetmek, izinden gidip yakalamak.
to track down a killer.
kaçağın izini sürmek Fiil
bir referansı arayıp bulmak Fiil
birini izleyerek bulmak Fiil
tekerlek balans ayarı
öne/arkaya kaydırmak.
ray bakımı
atletizm karşılaşması.
kuyrukluyıldızın kuyruğu İsim, Astronomi
bir geminin rotası İsim
bir uzay gemisinin yolu
yarış sonuçları. İsim
başarı, bir alandaki uğraşmaların sonucu.
The track record of economists recently has been disappointing. İsim
baskül
kabaralı ayakkabı.
orman patikası İsim
ray aşındırma
iz genişliği İsim, Ulaşım
arzı endam etmek Fiil
karda birini izlemek Fiil
tırtıllı işletme düzenli araç
uzun yıllar deneyimi olmak Fiil
tek bir şeyle ilgilenen bir zihne sahip olmak Fiil
dikkatle izlemek, izini yitirmemek, ilişkiyi sürdürmek, devamlı bilgi edinmek.
keep track of someone:
birisini gözünden kaçırmamak/peşini bırakmamak/dikkatle izlemek.
izlemek, takip etmek, haberdar olmak. Fiil
bir meseleyi hep göz önünde tutmak Fiil
bir meselenin arkasını bırakmamak Fiil
masrafları izlemek Fiil
yeni yayınları izlemek Fiil
günlük olayları izlemek Fiil
izini yitirmek/kaybetmek, bağlantıyı kaybetmek, kaydını tutmamak.
bir şeyin izini kaybetmek Fiil
(a) sapa, ücra, tenha, tanınmamış.
Let's go somewhere off the beaten track this summer. (b) görülmedik,
yeni, eşi az bulunur, nadir.
We ate at a restaurant off the beaten track.
israrcı
inatçı
yarış acentesi
müşterek bahisleri toplayan
birinin izini bulmak Fiil