1. Zamir sen(i), sana, siz(i), size, sizler(i), sizlere.
    You are kind. Would you like some tea? Will you please
    stop that noise. Only you can decide this. I told you the truth.
    What's it to you: Sana ne!
    You girls are always getting into trouble. You fool! You in the corner, come here!
  2. Zamir (herhangi) bir kimse, herkes, herhangi biri, kimse.
    a tiny animal you can't even see: kimsenin
    göremeyeceği minicik bir hayvan.
    You learn by trying: Çalışmakla öğrenilir.
    You have to be careful with people you don't know: Tanımadığınız kimselere karşı dikkatli olmalısınız.
  3. Zamir senin/sizin anlamında
    your yerine kullanılır:
    I heard about you being elected.
  4. Zamir (a) (bkz: yourself ), (bkz: yourselves ).
    Get you home. (b)
    ye zamirinin çoğulu: siz.
zat âliniz
(
him/them
etc.): aptallığın ta kendisi, akılsızlığın daniskası (budur).
“ I decided
to accept it.” “More fool you, I wouldn't do that, no matter how much they offer.” “Kabul etmeye karar verdim.” “Akılsızlığı bırak, ben olsam servet bağışlasalar kabul etmem.”
fikir inizce
topunuz
hepiniz
Yazıklar/lânet olsun sana!
senin yüzünden
hapşıran bir kişiye'çok yaşa'sözü
minnet ifadesi İsim
aferin
zarar ziyan tarafınıza aittir
ödemeniz gereken; borcunuz olan
siz bile
sana
tarafınizdan
Allah selamet versin
berhudar ol
Allah belanı versin
aferin
nasılsınız?
seni seviyorum
senin yerinde olsaydım Zarf
Allah versin
Allah selamet versin
(a) unutma(yınız) ki.
“Erol has been very bad-tempered this week.” “Yes, but mind you, he's been rather
ill recently.” (b) buna rağmen, öyle olsa bile, yine de.
She's a very nice girl, mind you, but I wouldn't want to marry her: Çok iyi bir kız, ama yine de onunla evlenmek istemem. (c) öyle olmasına öyle, orası muhakkak ama.
siz hariç kimse
hatırın için
müşerref oldum
birşeyi arkada bırakmak Fiil
birşeyin üstesinden gelmek Fiil
birşeyi geride bırakmak Fiil
birşeyi geçmişe gömmek Fiil
bilmukabele
yazık sana
(ekseriya küçültücü anlamda) bulduğuna şükret, başka ne beklenir? bunları arama/unut.
When I arrived
late I couldn't get a hot bath and a good meal; still that's country hotels for you: Geç vakit varınca ne sıcak bir banyo, ne doğru dürüst yemek bulabildim. Köy otellerinden başka ne beklenir?
bilmukabele
ne gezer! nerede! böyle şey arama! demek ki bu!
There's gratitude for you! Demek ki senin minnettarlığın bu!
bu giysi seni yaşlı göstermek iyor
sana
tarafınıza
size a
çok naziksiniz
beden iniz
seninle
sizinle
(US) sizler
hepiniz
gidebilirsiniz
elbette, mutlaka, muhakkak, ne zannettin(iz) ya!
You bet I'd like to be there: Elbette orada olmak
isterdim.
You bet your life: Kesinlikle, yüzde yüz, ona hiç şüphe yok.
elbette !
çüş (kaba)
sıra senin
seni gidi
gidebilirsiniz
şaka ediyor olmalısınız !
şaka mı ediyorsun
işte! gördün mü! görüyorsun ya!
bizzat sen, kendin (ifadeyi vurgulamada kullanılır).
You yourself know it couldn't be true: Bunun
doğru olamayacağını bizzat sen (pek âlâ) biliyorsun.
You yourself told me: Sen kendin (bizzat sen) bana söyledin.
= you are.
yok yahu
Al sana
Allah cezanı versin! Kahrol!
Önce siz buyrun.
Önden buyrun lütfen.
Senin dediğin gibi olsun Cümle
Sen haklısın. Cümle
Sen nasıl istersen. Cümle
İyi misin?
Girebilir miyim?
Bitti mi?
bir şey mi demek istiyorsun ?
Ne içtin sen?
Delirdin galiba?
Kafan iyi mi senin?
Dalga mı geçiyorsun?
Şaka mı yapıyorsun?
Çok kızdın mı? Cümle
İyi misin?
İyi misin?
Orada mısın? İsim
Takdir edersiniz ki, … İsim
nasıl isterseniz
Öyle olsun.
Sen bilirsin.
Nasıl istersen.
Takdir edersiniz ki, … İsim
aramızda, gizli.
between you and me, I think he's rather stupid: Söz aramızda, bence o aptalın biridir.
İnanabiliyor musun? Cümle
Aklın alıyor mu? Cümle
Görmüyor musun?
Anlamadın mı?
Allah kahretsin! Gözün kör olsun! Vay utanmaz vay!
Anladın mı? İsim
Anladın mı? İsim
Ne yaparsan yap.
… yok mu? İsim
kapış kapış gitmek Fiil
hadi canım sen de
Beğendiğine sevindim.
Beğendiğinize sevindim.
Hatırlattığın için teşekkür ederim.
Söylediğin için teşekkür ederim.
İyi ki söyledin.
istenilen kıyafetle gidilen
aferin!
işte buyrun
buyurunuz! işte (istediğiniz)!
nasılsın
Nasılsınız? Cümle
müşerref/memnun oldum (ilk tanışıldığı zaman söylenir).
nasılsın(ız)
Nasılsınız? Müşerref oldum! (Birisiyle ilk tanışılırken söylenir. Cevap olarak aynı söz tekrarlanır).
(a) fikrin(iz)/düşüncen(iz)/mütalean(ız) nedir? …'i nasıl buluyorsun(uz)?
How do you like the idea/my
dress? (b) ister misin(iz)? arzu eder misin(iz)? …'e ne buyurulur?
How would you like a holiday? (c) beğeniyor/hoşlanıyor musun(uz)?
How do you like you new job? Yeni işinden hoşlanıyor musun (memnun musun)?
Kaç yaşındasın?
(a) fikrin(iz)/düşüncen(iz)/mütalean(ız) nedir? …'i nasıl buluyorsun(uz)?
How do you like the idea/my
dress? (b) ister misin(iz)? arzu eder misin(iz)? …'e ne buyurulur?
How would you like a holiday? (c) beğeniyor/hoşlanıyor musun(uz)?
How do you like you new job? Yeni işinden hoşlanıyor musun (memnun musun)?
Hodri meydan!
Seni anlıyorum.
Özledim.
Telefon sana.
dilerseniz Zarf
isterseniz Zarf
dilersen Zarf
istersen Zarf
hatırlarsanız Zarf
sıkı ysa (kaba)
Bilginiz olsun, ... Zarf
Aklınızda bulunsun, ... Zarf
Haberin olsun, ... Zarf
birinin kendisi hakkındaki düşüncelerini bilmek Fiil
ne yapılması gerektiğini bilmek Fiil
bir durumda ne yapacağını bilmek Fiil
yapılması gerekenleri bilmek Fiil
birinin kendisi hakkında ne düşündüğünü bilmek Fiil
Bu halin ne?
Çok iyi görünüyorsun!
Çok kötü görünüyorsun!
birşeyi yapmadan önce düşünmek Fiil
Ayağını denk al! Sıfat
Ne münasebet!
İşin iş! İşlerin tıkırında! Ne talihli adamsın!
It was lucky you got here in time: İyi ki (talihin
varmış ki) tam vaktinde geldin.
Allah ömürler versin
geçmiş olsun !
Başınız sağolsun.
Başın sağolsun.
...'i bir daha gördüğünde Zarf
...'i bir daha görürsen Zarf
Ne zamandır görüşmemiştik.
Tanıştığımıza memnun oldum.
kazandıkça ödemek Fiil
muhtemelen tanıdığınız insanlar
(int) tamam
af dilemek Fiil
üzgün olduğunu söylemek Fiil
özür dilemek Fiil
Görüşürüz.
Biliyor musun, ...
Birşey söyleyeyim mi, ...
Sağol.
Mersi.
Teşekkür ederim.
peşin teşekkürlerimizi bildirir
İşte oldu.
Acayip! Çok tuhaf! Allah Allah!
Ne yapıyorsunuz?
Ne demek istiyorsun?
ne dedin ?
(a) Na yaparsınız? (b) işiniz/mesleğiniz nedir?
Ne demek istiyorsun?
Ne dersin?
Kaç kilosun?
Saatin kaç?
Neyin var? Neye üzülüyorsun?
Ne duruyorsun o zaman?
müsait olduğunuzda Zarf
uygun bir zamanınızda Zarf
size uygun bir zamanda Zarf
müsait bir vaktinizde Zarf
Nerelisin?
Neredesin?
Nerede olacaktı?
Sence nerede olabilir?
Nerelerdesin?
Nerede kaldın?
Neden sordun?
Sence neden?
Susar mısın lütfen!
Kes sesini!