band

  1. Music bando
  2. Noun takım, zümre, güruh.
  3. Noun bando.
    the regimental band: alay bandosu.
    the member of the band: bandocu.
    band shell
    = bandstand: bando korunağı: açık havada çalan müzik topluluklarına mahsus yarımküre şeklinde önü açık sahne.
  4. Noun dans müziği orkestrası.
  5. Noun bir arada yaşayan göçebe grubu.
    jump on the band wagon: harekete geçmek.
  6. Noun çete, yasa dışı yaşayan kimselerden oluşan topluluk.
  7. Noun bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek.
  8. şerit, bant, sargı, kurdele, kuşak, kemer.
    elastic band: lâstik şerit.
    band saw: şerit
    testere.
    paper band: kâğıt şerit.
    hat band: şapka kurdelesi.
  9. kayış, makine kayışı.
    moving band production: seri imalât.
  10. Physics kuşak, bant: bir izgenin iki sıklık değeri arasında kalan ışınım bölgesi.
    frequency band: sıklık
    kuşağı, frekans bandı.
    band edge: kuşak kıyısı.
    band pass: kuşak geçirimi.
    band- pass filter
    elekt. band geçiren filtre.
    band spectrum: kuşak izgesi.
  11. mecburiyet, vecibe, görev.
  12. çizgilerle/şeritlerle/kuşaklarla süslemek, sargı sarmak.
soğurma bandı Noun, Physics
saç bandı
balya çemberi
olanca hızı ile, çok şiddetle.
The fire engines were going down the road to beat the band. The audience
cheered and clapped to beat the band.
büyük caz/dans orkestrası. Noun
durdurucu şerit, fren kayışı: bir kasnağa sürtünerek yavaşlatan/durduran sürtünmeli çelik şerit. Noun
bando, mızıka. Noun
kişisel band: yakın mesafe haberleşmesine ayrılmış radyo frekansı bandı.
radyo yayın bandı
haberleşme bandı
bir milletin parasının resmi paritesinin aşağı ve yukarı dalgalanmadığı dikkatle belirlenen sınırlar
dans orkestrası
damlalık
lastik
sonsuz bandı
sonsuz bant
yanılgı kuşağı
(istatistik) hata alanı
geniş boyunbağı: 17'nci yy.'da erkeklerin kullandıkları kenarları dantelli boyunbağı. Noun
frekans bandı
(zararlı haşaratı tutmak için meyve ağaçlarına sarılan) yağlı sargı. Noun
saç tokası Noun, Clothing-Fashion
saç kurdelesiz
başlık pervazı
göbek bağı
caz
çingene bandosu: testi, tencere, boru vb. gibi uydurma aletlerle müzik çalan bando. Noun
yardımı dokunmak Verb
askeri bando
matem şeridi, matem alâmeti olarak kola takılan siyah şerit.
ağızlık
televizyon reklamcılığında
en çok sayıdaki izleyicinin televizyonu izleyeceği tahmin edilen süre
yağmacı çete
haydut çetesi
satma opsiyonunun geçerli olduğu dönem
roband Noun
rubber ile ayni anlama gelir. lâstik bant.
yan kuşak(lı), yan band(lı).
single side band: tek yan kuşaklı/bandlı.
teneke bandosu: Trinidad adasına özgü çelik levhalardan yapılmış çalgıları çalan bando.
yaylı sazlar orkestrası.
ter bandı
terorist çetesi
terörist çetesi
şiddetli.
It rained all day to beat the band: Bütün gün şiddetli yağmur yağdı.
ön grup Music
alt grup Music
kayış
kol saati kayışı
radyo dalgası Noun
bant genişliği
bantlı konveyör
bant konveyor
şerit testere. Noun
kaçak sürüsü
grev gözcüleri Noun
haydut çetesi
gençler grubu
kuşak yazıcı Information Technology
şerit testere
radyo geniş bantı
radyo geniş bandı
(radyo) dalga anahtarı
toplanmak, birleşmek, bir araya gelmek.
başarı kazanma ümidi olan seçim kampanyası Noun
herhangi bir yarışta kazanandan yana olmaları için politikacılar ve oy verenlerdeki sürü içgüdüsüne hitap eden hareket
beğenilen davranış biçimi ya da moda
bant genişliği
kuruluş vergi matrahı
fren balatası Noun
(US) amatör telsiz iletişimi
mehter takımı
bir haydut çetesine katılmak Verb
ticaret hayatındaki iniş çıkışlar Noun
gemi telsizlerini alan alıcı radyo
dar dalgalanma sınırı
radyo dalgasının kapsamı
  1. band
  2. band conveyor
  3. strip
  4. tape
  5. braid
  6. ribbon
  7. streamer
  8. swathe
  9. belt
continuous tape
indulating tape
adhesive tape
wiring tape
friction tape
binding tape
line production
progressive assembly
moving-band production