better than

  1. yeğin
vaadettiğinden fazlasını yapmak, vaadini/sözünü fazlasıyla yerine getirmek.
duman attırmak Verb
daha iyisini bilmek.
I know better than that: (a) Bundan daha iyisini bilirim. (b) Bu kadarcık
şeyi bilirim/akıl ederim. (c) O da bir şey mi!
He knows better than to do that: Artık bu kadarını da bilir (Onu yapacak kadar aptal değildir).
He should have known better than to do it: O işin yapılmaması gerektiğini bilmeliydi/yapmayacak kadar aklı olmalıydı.
You ought to know better! Bu kadarcık şey bilmeliydin(iz)!
ortalamanın üstünde
kat kat/fersah fersah iyi olmak.
A is better than B by a long chalk: A, Bden kat kat/fersah fersah iyidir.
Yarım ekmek hiç yoktan iyidir. Adjective
düşük ahlâklı, ahlâksız.
He is no better than he should be: Düşük ahlâklıdır.
Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Sentence
Akıl akıldan üstündür. Sentence
Geç olsun da güç olmasın. Sentence