mouth to mouth

  1. ağızdan ağıza
  2. ağzını birinin ağzına dayayarak soluğuyla soluk aldırıp canlandırma yöntemi ile ilgili
ağızdan ağıza dolaşmak Verb
(haber) ağızdan ağıza dolaşmak Verb
dilden dile, ağızdan ağıza.
yoksulluk içinde
kıt kanaat
ağızdan ağıza dolaşmak Verb
birinin ağzını sulandırmak Verb
ihtiyatsızca, tutumsuzca, ilerisini düşünmeden, müsrifane, gelecek için bir şey artırmadan.
to live
from hand to mouth: bugün yiyip yarını düşünmemek.
düşüncelerini dile getirmek Verb
ancak ekmeğıni kazanabilmek, çok zor geçinmek, ölmeyecek kadar geçimi olmak.
ağızdan üfleyerek sun'î teneffüs. Noun
hediyede kusur aranmaz
ağıza götürmek Verb
çok kızmak/köpürmek, öfke ile ağzından köpükler saçmak.
boşboğaz/geveze olmak.
to have a good ear: kulağı hassas olmak, (müzikte) sesleri iyi ayırt edebilmek.

to set an example: örnek olmak.
to answer at a venture: rastgele cevap vermek.
A dead calm often precedes great storms: Büyük fırtınalardan önce çoğunlukla derin bir sessizlik (ölüm sessizliği) olur.
geveze olmak, gevezelik yapmak.
Why can't you keep your big mouth shut! Sen sussana! Ağzını kapa(sana)! Bırak gevezeliği!