of course

  1. Adverb elbette, kuşkusuz, şüphesiz, muhakkak.
  2. Adverb doğal/tabiî olarak, tabiatiyle, beklendiği gibi.
doğal, tabiî.
This is a matter of course: Bu pek tabiîdir.
rota değiştirme
mahkemeden izin almadan taraflardan birinin dava dilekçesinde isteyerek yaptığı değişiklik
doğal/tabiî olarak, kendiliğinden.
beklenen/umulan şey, zarurî sonuç/âkibet.
as a matter of course: tabiî olarak, kendiliğinden,
hiç düşünmeden, zarurî olarak.
After such reprisals, war followed as a matter of course: Bu misillemelerden sonra savaş kendiliğinden patlak verdi.
matter1 (21).
döviz kurları listesi
işinin normal gidişi gereği davranmak Verb
bir kursa katılmak Verb
inşaat halinde olmak Verb
tutulacak yolun planını çizmek Verb
yol haritası Noun
hareket tarzı Noun
işlerin seyri
işin gidişi
davranış biçimi Noun
hastalığın seyri
eğitim planı
normal çalışma düzeni
olayların gelişimi
gidişat Noun
(Br) döviz kuru
mahkeme usulü
kanun yolu
prosedür
hayatın gidişi
ırmak mecrası
iç savaşın seyri Noun, Politics-Intl. Relations
salgının seyri Noun, Medicine
pandeminin seyri Noun, Medicine
davanın seyri Noun, Law
yolculuğun güzergâhı
ticaretin gidişi
gemi rotası Noun
ders vermek Verb
bir ırmağın akış yönünü değiştirmek Verb
due process of law
yıl içinde Adverb
birine belli bir hareket tarzını zorla benimsetmek Verb
bir kursa yazılmak Verb
seyir çizgisi tespit etme
bir işin seyrini tahmin etmek Verb
ders vermek Verb
hukukun normal seyrini engellemek Verb
adaletin işleyişini engellemek Verb
çalışıldığı süre içinde
sırasında, esnasında, zarfında.
görev sırasında
görev esnasında
gün süresi içinde
zamanı gelince, zamanla.
doğal olarak, normal olarak, işler yolunda giderse, bir aksilik olmazsa.
In the normal course of the
events, he would arrive by tomorrow night.
faaliyetlerin olağan seyri kapsamında Adverb, Law
normal olarak, usulen, genellikle, genel olarak.
In the ordinary course of events you'd have been
able to borrow money from the bank, but this year even banks have little money to lend.
olayların seyrini etkilemek Verb
adaleti engellemek Verb
adaletin işlemesine engel olmak Verb
adaletin normal seyrini engellemek Verb
bir hareket tarzı planlamak Verb
işlerin normal seyri Noun, Law
hayatın doğal akışı Noun, Law
hayatın olağan akışı Noun, Law
hayatın normal akışı Noun, Law
adaletin seyrini saptırmak Verb
adaletin seyrini saptamak Verb
adaleti yolundan saptırmak Verb
kendine belli bir hal çaresi saptamak Verb
adaletin normal seyrini etkilemek Verb
tahsildeki primler
hukukun normal seyrini önlemek Verb
esas yaklaşma yolu
bir hareket tarzı önermek Verb
işin normal seyri
cari döviz kuru
bir dersi on iki saate yaymak Verb
yaşamına tamamen yeni bir yön vermek Verb
bir kursa yazılmak Verb
bir davranış şekli benimsemek Verb
olayların seyri
bir tedaviye tabi olmak Verb