1. nefret, hoşlanmama, ilgisizlik.
    His distaste showed plainly on his face: Hoşlanmadığı yüzünde
    açıkça görülüyordu.
    He felt distaste for life: Yaşamaktan nefret ediyordu.
  2. tiksinme, iğrenme.
    to conceive a distaste for something: birşeyden tiksinmek/iğrenmek.
  3. (bkz: dislike, displease ), (bkz: offend )
beğenmediğini belli etmemek Fiil