1. Fiil kazımak, sıyırmak, kazıyarak temizlemek.
    scrape one's plate: tabağını sıyırmak/temizlemek.
    I
    scraped the mud from my boots.
  2. Fiil sistirelemek, raspa etmek.
    He scraped the door (down) before painting it again.
  3. Fiil sıyırtmak, sıyırtarak/sürterek zedelemek.
    He scraped his knee when he fell.
  4. Fiil
    scrape up/together: güçlükle toplamak/bir araya getirmek.
    scrape up/together some money:
    dişinden tırnağından artırmak, güçlükle üç-beş kuruşu bir araya getirmek.
  5. Fiil sürt(ün)mek, sürt(ün)erek gıcırda(t)mak.
    a chair scraping on the floor. He scraped his chair against the wall.
  6. Fiil selam verirken ayağını sürterek geri çekmek.
  7. Fiil azamî tasarrufla/güçlükle geçinmek.
    scrape a living: kıt kanaat geçinmek.
    scraping by on very
    small wages: az bir maaşla güçlükle geçinme.
  8. Fiil çok tutumlu olmak.
  9. İsim kazıma, sıyırma.
    a scrape of butter: ince bir tabaka tereyağı.
  10. İsim kazıma/sürtme sesi.
  11. İsim kazınan/sistire yapılan yer.
  12. İsim çıkmaz, güç durum, varta.
    to get into a scrape: belaya çatmak, başı derde girmek.
    He got into
    a scrape with the police for parking his car in the middle of the road.
    We're in a nice/pretty scrape: Çattık belaya! Ayıkla pirincin taşını! Başımız dertte!
    get out of scrape: beladan/çıkmazdan kurtulmak, paçayı/yakayı kurtarmak.
  13. İsim fikir ayrılığı, kavga, dövüş.
sınavını güç bela kazanmak Fiil
çocukları için dişinden tırnağından artırmak Fiil
geçimi için eşek gibi çalışmak Fiil
güç bela geçimini sağlamak Fiil
güç bela geçiminısağlamak Fiil
yerlere kadar eğilmek.
başını derde sokmak Fiil
sıkıntıda olmak Fiil
yalan söyleyerek başını belaya sokmak/beladan sıyrılmak.
sıyırmak Fiil
zar zor geçinmek Fiil
birisiyle tanışmaya gayret etmek.
az para ile/iyi kötü geçinmek.
biriyle tanışmaya gayret etmek Fiil
kazıyarak temizlemek/ayıklamak.
I scraped the skin off the vegetables.
hapisten kaçmak Fiil
bir konuşmacıyı tepinerek indirmek Fiil
kazıyarak temizlemek/ayıklamak.
I scraped the skin off the vegetables.
kazınmak Fiil
kazımak Fiil
son çareye başvurmak, son meteliğine kadar harcamak.
fiyasko vermek, gülünç düşmek, başarısızlığa uğramak.
Is he the best speaker they could get for the
meeting? This time they've really scraped the bottom of the barrel! 13.
scrape through: güçbela atlatmak, yakayı zor kurtarmak.
scrape through an examination: sınavda güçbela geçmek.
(para) bir araya getirmek Fiil
tatil için birkaç kuruş bir araya getirmek Fiil
beş on kuruş toplamak Fiil
(birisine) yaltaklanmak, kandilli temenna etmek, dalkavukluk yapmak.
She expects everyone to bow and
scrape to her.
bowing and scraping: yaltakçılık, dalkavukluk, müdahane.