associate

  1. birleş(tir)mek.
    If we can associate the two firms, we will be much stronger: İki firmayı birleştirebilirsek
    daha kuvvetli oluruz.
  2. ortak etmek/olmak, iştirak etmek, ortaklık etmek.
    He associates with criminals: Canilerle ortaklık ediyor.
  3. çağrıştırmak, tedai ettirmek, akla getirmek.
    Many people associate war with death and disaster:
    Harp denilince birçok kimselerin aklına ölüm ve felaket gelir.
  4. arkadaşlık etmek, düşüp kalkmak.
    to associate only with rich people: sırf zenginlerle düşüp kalkmak.
  5. ortak, şerik.
    He consulted with his associate before proceeding further.
  6. müttefik, suç ortağı, yoldaş, omuzdaş, hempa.
    criminal associates: suç ortakları.
    The thief
    and his associates were caught by the police.
  7. yardımcı.
    associate professor: doçent.
  8. yarı-üye, muhabir üye.
    an associate of the Royal Academy: Kraliyet Akademisi muhabir üyesi.
  9. Mathematics (bkz: adjoin ) (3).
biriyle bir şey için ortaklık yapmak Verb
bir işte biriyle ortaklığa girişmek Verb
toplanma hakkını kaldırmak Verb
yardımcı veznedar
(Br) hisselerinin asgari % 20'si
azami % 50'si başka şirket veya şirketler topluluğunun elinde olan şirketler Noun
yardımcı avukat
önlisans
ön lisans
müdür muavini
suç ortağı
suç ortağı
hâkim muavini
toplu mahkeme üyesi
toplu mahkeme üyesi
yedek aza
birlik azası
ortak üye European Union
yedek üye
bir başka banka veya bankalar topluluğunca yönetilen bir kredi planına katılan banka
asil üye
doçent Noun, Education-Training
birşeyle birşey arasında bağlantı kurmak Verb
birşeyi birşeyle ilişkilendirmek Verb
birşeyi birşeyle bağlantılandırmak Verb
birşeyle birşey arasında ilişki kurmak Verb
birşeyle birşey arasında bağ kurmak Verb
ortaklık durumu
üyelik durumu
birleşik markalar
biriyle arkadaşlık etmek Verb
biriyle arkadaşlık etmek Verb
biriyle görüşmek Verb
biriyle ilişki kurmak Verb
birşeye destek olmak Verb
birşeyi desteklemek Verb