mat

  1. Noun, Textile Industry keçe
  2. Noun, Textile Industry hasır
  3. Noun, Textile Industry paspas
  4. Noun, Textile Industry kilim
  5. paspas, hasır.
    doormat: kapı önü paspası.
    collision mat
    den. usturmaca.
  6. altlık, nihale, tencere/bardak/vazo altlığı.
    Put the hot dish down on the mat, so you don't spoil the table.
  7. Sports minder.
  8. karmakarışık yığın, arapsaçı, keçe gibi şey.
    a mat of weeds. a mat of hair.
  9. takviye bloku: bina temelini takviye için konulan beton blok.
  10. hasır döşemek, hasır (ile) örtmek.
  11. hasırlaş(tır)mak, keçeleş(tir)mek.
  12. hasır (gibi) örmek, bükerek/keçeleştirerek hasıra benzetmek.
  13. düğümlenmek, çitişmek, birbirine dolaşmak.
    The swimmer's wet hair was matted. The fur collar mats when it gets wet.
  14. (karton vb.) altlık, çerçeve kenarı, resim ile çerçeve arasına konulan karton vb. kenarlık.
  15. resimle çerçeve arasına karton vb.'den altlık/kenarlık koymak.
  16. donuk, mat (yüzey).
    These photographs have a mat finish.
  17. yüzeyi donuklaştıran/matlaştıran alet.
  18. donuklaştırmak, matlaştırmak.
    matt, matte şeklinde de yazılır.
  19. Noun, Printing harf kalıbı.
  20. Noun (bkz: matrix ) (7).
banyo paspası.
banyo paspası Noun
kabak başına patlamış olmak Verb
bira bardağı altlığı
yük paleti
kapı paspası Noun
ayak paspası Noun
cezalı, ceza görmüş, görevli kimse tarafından cezalandırılmış.
be on the mat: azarlanmak, ceza almak.
(sereni/armayı aşınmaktan koruyan) alavere paleti.
tabak altlığı. Noun
ağırlamak.
welcome home (party): ağırlama (ziyafeti).
You're (quite) welcome : Estağfurullah,
birşey değil, rica ederim.
You're welcome to it: Buyurunuz.
You're welcome to try it: İsterseniz deneyin.
You're welcome to pick the flowers: İsterseniz çiçek koparabilirsiniz.
hasır
kırmızı halı
minder
radye temel Noun, Construction
mat baskı
hasırcı
mat kâğıt
mat baskı
biri için kırmızı halılar sermek Verb
maddi olay (sigortacıların rizikoyu kabul edip etmeyeceklerine , kabul ettikleri takdirde primin ve diğer
şartların ne olacağına karar verebilmeleri i
  1. Adjective matte
  2. Adjective matt
  3. Adjective lustreless
  4. Adjective lusterless
  5. Adjective unpolished
  6. Adjective dim
  7. Adjective pale
  8. Adjective faint
  9. Adjective lackluster
  10. Adjective lacklustre
  11. Adjective glossless
  12. Adjective dull
checkmate
mat impression
mat print
knockdown
to reduce someone to silence by superior argumentation Verb
to mate Verb
to persist Verb
to checkmate Verb
unglazed paper
mat paper
to be checkmated Verb
to be outmanoeuvered Verb
to be reduced to silence Verb
dead gilding
to put the kibosh on sth Verb

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Parlak ve ... olmayan, donuk
  2. Satrançta rakîbin hamlesiyle şâhı koruyamayacak veya ... oynatamayacak duruma gelip yenilme