people

  1. Noun halk, ahali, ulus, millet, kavim, ırk.
    city people: şehir halkı, şehirliler.
    The Turkish people.
    The people of England. Poor people.
    The common people: halk tabakası, avam.
  2. Noun toplum, bir mahalle/bölge halkı.
    people at large: genellikle herkes.
  3. Noun uyruk, tebaa.
    The Queen's people.
  4. Noun aile, akraba/hısım, bir kimsenin yakınları.
    How are your people: Sizinkiler nasıl?
    My wife's
    people: Eşimin ailesi.
    My people came from Egypt: Aslen Mısırlıyız.
  5. Noun bireyler, bir birliğin/grubun üyeleri.
    What are you people going to do? Sizler ne yapacaksınız?
  6. Noun kişi, şahıs, kimse, insan.
    most people: çok kimseler.
    old/young people: yaşlılar/gençler.

    Were there many people at the meeting?
  7. Noun herkes, elâlem.
    people say that: diyorlar ki, deniliyor ki.
    If you do that, people will start
    to talk (about your behavior). Won't people gossip?
  8. Noun seçmen, (oy verme hakkı olan) vatandaş.
  9. Noun insanla doldurmak, ahaliyi/halkı doldurmak.
    densely/thinly peopled country: nüfusu kalabalık/seyrek ülke.
  10. Noun (bir yere) yerleş(tir)mek, iskân etmek, şeneltmek, meskûn olmak, oturmak, yaşamak.
fikirlerini başkalarına zorla kabul ettirmeye çalışmak Verb
akrabalarına bildirmek Verb
(birinin) ağıznı kullanmak Verb
Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirisi Noun, International Law
iki kişilik oda
bir sürü insan
kavim
adam beğenmemek Verb
halkın elinde olmak Verb
zengin, kültürlü, asil, seçkin, güzide kimseler.
üç ila beş kişi
(US) işçi sınıfı
gemi firarileri: 1970'lerde Vietnamdan ufak gemilerle kaçan sığınmacılar.
iş adamları Noun
işadamları Noun
İsraililer.
sömürge halkı
renkli ırk
iki kişi ara sına girmek Verb
tüccar sınıfı
tüccarlar
avam, halk, asil veya aristokrat sınıfından olmayan kimse. Noun
kendi kendini yönetemeyen ya da sömürge ülkelerdeki insanlar
baskı altındaki insanlar
taşralı
köylü
kalabalık
insanlarla tıklım tıklım dolu
halk yığınları Noun
gümrükçüler Noun
maluller
sakatlar
yeni kimselerle tanışmaya isteksiz olma
halk üzerinde hâkimiyet kurmak Verb
okumuş halk
işveren ve adamları Noun
yaşlıların çalıştırılması
halk düşmanı
propagandayla ulaşılabilen halk kitlesi
tehlikeye maruz kişiler
yaşlılar için tesisler Noun
moda dünyası Noun
madrabazlar
dolandırıcılar
hipiler
avama mahsus
halkı toplamak Verb
herkesle iyi geçinmek Verb
önemli kişilerle dostluk kurmak Verb
insanların arasına karışmak Verb
kamuoyuna başvurmak, (siyasî) referandum yapmak.
Tanrı'nın seçkin kimseleri Noun
(İrlandada) cinler.
devletin halk tarafından yönetilmesi
başkalarının işleriyle uğraşmak Verb
sürü insanı
insanların istif edilmesi
yüksek gelirli halk
yüksek gelirli kesim
yüksek gelirliler
yüksek gelir liler
(araba) altı kişi almak Verb
bir halkı yoksullaştırmak Verb
yerli halk Noun
halkın sırtına yüklenen yükler Noun
tıklım tıklım
bir halkı baskı altında tutmak Verb
bir firmanın kilit mevkideki yöneticileri Noun
kilit mevkideki şahıslar
çok kalabalık
jüri üyeleri Noun
yöneticiler
periler, cinler. Noun
avam, halk, önemsiz kişiler. Noun
çocuklar, çoluk çocuk. Noun
cüceler. Noun
(İrlandada) cinler.
yerli halk
bakım personeli
pazarlamacılar
evli kimseler
halkın göçü
milyonlarca insan
adam içine çıkmak Verb
zengin kişiler
çoğunluk
ailem
bizimkiler
büro idari personel
(US) büro idari personeli
sıradan insanlar Noun
hıncahınç
pakistanlı
pasaport kontrolu yapan memurlar
pasaport kontrolü yapan memurlar
halkın arasına nüfuz etmek Verb
halkın gücü
profesyoneller
halkın refahı
yaşlılara yardım
(iktidar) halkta olmak Verb
(yetki) halkın elinde olmak Verb
(otel) iki kişilik oda
halkın egemenliği
satış personeli
bir sürü insan
basit halk
hanım evladı kimseler
çakıştırmak Verb
s sel gibi akan halk yığını
(a) mahalle halkı, (b) sokak serserileri, hippiler.
halkı dehşete salmak Verb
arabaya fazla yolcu almak Verb
arabaya insan tıkıştırmak Verb
insanla dolu olmak Verb
sıradan halk
Fransızlar, Fransız halkı.
ahali
ileri gelenler
sorumlu kişiler
zenginler
seyrek nüfuslu
yığınlarca insan
en yüksek kalite insanlar
devlet işletmelerinin üst düzey yöneticileri Noun
şehirli halk
kibar kimselerle düşüp kalkmak Verb
araya girmek Verb
köylü halk
halkın sesi
ileri gelenler
halkın iradesi Noun
çalışanlar
gençlik
gençler
ast durumda olanlar
taşra halkı
genellikle resimli
toplumun ünlü kişilerinin yaşamlarının konu edildiği gazetecilik türü
toplu taşıma (sistemi): halk kütlelerini hava alanlarında, alışveriş merkezlerinde taşıyan sistem (yürüyen merdiven vb.). Noun
her yaştan insan, her yaştaki insan, yediden yetmişe herkes, küçüklü büyüklü herkes Noun
her din ve mezhepten kişiler Noun
her sınıf halktan
her sınıf halk
önemli kişiler
önemli şahıslar
enerjik kimseler
meslek dışındakiler
çok sayıda ziyaretçilerle olanakların zorlaması sonucu turistik bir alanın bozulması
halk cumhuriyeti
muhtemelen tanıdığınız insanlar
halk yerleşim bölgeleri: Komünist Çinde toplu çiftçilik/madencilik/balıkçılık vb. yapmak için 2000-4000
ailelik toplu bölgeler.
commune ile ayni anlama gelir.
Noun
davalı ve davacının savlarını sundukları ve yargı kararına bağlı kalmayı kabul ettikleri resmi olmayan mahkeme Noun, Law
halk mahkemesi Noun, Law
halk demokrasisi
kapitalist demokrasiyle komünist demokrasisi arasındaki farkı belirtmek amacıyla komünistlerin benimsediği deyim
halkçı demokrasi
halk cephesi
halkın temsilcisi
halk cumhuriyeti
Avrupalı göçmenleri asimile etmek Verb
yağcılık
demokrat halkçı parti
halkı ayaklanmaya tahrik etmek Verb
kızıştırmak Verb
halkı ayaklanmaya kışkırtmak Verb
mevcut kişilerin sayısı
yaşlılar evi
gecekondulardaki halka konut bulmak Verb
konukları akşam yemeği için yerleştirmek Verb
bulaşıcı hastalıklı kişileri ayırmak
fesat çıkarmak Verb
insanları birbirine katmak Verb
çatıştırmak Verb
halkı otobüse tıkmak Verb
başkalarının fikrini almak Verb
genel halk
halk partisi
alem ne der ?