provide

  1. Verb sağlamak, temin/tedarik etmek, donatmak, teçhiz etmek.
    to provide someone with sth.: bir kimseye bir şey temin etmek.
  2. Verb vermek, bulup vermek.
    Sheep provide us with wool.
  3. Verb, Law önceden şart koşmak.
    Our club's rules provide that dues must be paid monthly.
hüküm Noun, Law
kocanın karısına ve çocuklarına bakmaması
geleceğin tedarikini yapmak Verb
senedin kabulünü sağlamak Verb
birinin emrine otomobil sağlamak Verb
bir kıza çeyiz düzmek Verb
nafakasını temin etmek Verb
vade tespit etmek Verb
konuşma konusu sağlamak Verb
ek teminat göstermek Verb, Banking
hazırlıklı bulunmak, ihtiyatlı davranmak, gerekli önlemleri almak.
to provide against accident.
bir kömür kıtlığına karşı tedbir almak Verb
bir tehlikeye karşı tedbir almak Verb
kazalara karşı önleyici tedbir almak Verb
birşeye karşı güvence sağlamak Verb
birşeyi önlemek Verb
birşeye karşı önlem almak Verb
birşeyi men etmek Verb, Law
birşeyi yasaklamak Verb, Law
tescil yükümlülüğünden muafiyet elde etmek Verb
sigorta yapmak Verb
birine bir fırsat yaratmak Verb
birine bir şey yapması için fırsat vermek Verb
dumanın çıkması için bir çıkış bulmak Verb
...'e menfaat sağlamak Noun
açıklık getirmek Verb
iş temin etmek Verb
iş sağlamak Verb
denkleştirmek Verb
geçimini sağlamak, tedarikli bulunmak.
to provide for one's family: Ailesinin geçimini sağlamak.

to provide for old age: ihtiyarlık için tedarikli bulunmak.
expenses provided for in the budget: masraf bütçesi.
He had provided for any eventuality: Her türlü ihtimale karşı tedarikli idi.
to be provided for: ihtiyacı karşılanmak.
senedi ödemek için karşılık bulmak Verb
bir senet için teminat vermek Verb
geniş bir ailenin geçimini sağlamak Verb
geniş ailenin rızkını temin etmek Verb
beklenmedik bir durum için tedbirli davranmak Verb
birine fırsat sağlamak Verb
sermaye bulmak Verb
zor durumlara karşı hazırlıklı bulunmak Verb
beklenmedik duruma karşı hazırlıklı olmak Verb
her türlü tedbiri almak Verb
birinin geçimini sağlamak Verb
birinin geçimini sağlamak Verb
birini geçindirmek Verb
birinin geçimini sağlamak Verb
birine bakmak Verb
birinin gereksinimlerini karşılamak Verb
birşeye karşı güvence sağlamak Verb
birşeyi önlemek için plan yapmak Verb
birşeye imkân tanımak Verb, Law
birşeye olanak tanımak Verb, Law
birşeye karşı önlem almak Verb
birşeyi mümkün kılmak Verb, Law
birşeyi öngörmek Verb, Law
birşeyi uygun görmek Verb, Law
konuklarımızı ağırlamak için gerekli önlemleri almak Verb
mahkeme masraflarını üstlenmek Verb
ihtiyaçları karşılamak Verb
konut tedarik etmek Verb
alet ve olanak sağlamak Verb
bollaştırmak Verb
bollatmak Verb
birinin geçimini temin etmek Verb
tartışma konusu açmak Verb
gazete için haber sağlamak Verb
tartışılacak konu getirmek Verb
sanayi için yeni iş alanları yaratmak Verb
geri ödemesi olmayan yardım sağlamak Verb
geri ödemesiz bir yardım sağlamak Verb
ödemeyi sağlamak Verb
zarardan koruma sağlamak Verb
bayındırlaştırmak Verb
değerli eşya için kasa sağlamak Verb
teminat sağlamak Verb
güvence vermek Verb
birine teminat sağlamak Verb
birine para vermek Verb
birine birşeyi sağlamak Verb
birine birşeyi tedarik etmek Verb
biri için birşey sağlamak Verb
biri için birşey tedarik etmek Verb
biri için birşey temin etmek Verb
birine birşeyi temin etmek Verb
biri için birşey tedarik etmek Verb
biri için birşey sağlamak Verb
birine birşeyi sağlamak Verb
birine birşeyi temin etmek Verb
biri için birşey temin etmek Verb
birine birşeyi tedarik etmek Verb
birşeyi zorunlu kılmak Verb, Law
birşeyi uygun görmek Verb, Law
birşeyi öngörmek Verb, Law
birşeyi şart koşmak Verb, Law
gerekli taşıt aracını sağlamak Verb
âdet olan hizmette bulunmak Verb
dedikodu konusu yaratmak Verb
eksiğini tamamlamak Verb
fon tedarik etmek Verb
tefriş etmek Verb
bir şeyi yeter derecede tedarik etmek Verb
hizmet sözleşmesi Noun, Contract Law
sermaye sağlayacağını taahhüt etmek Verb
hizmet sunma özgürlüğü (serbestisi)
havale göndermek Verb
nafakasını sağlamada ihmal
kapıdan havaalanına limuzin servisi