1. Fiil izin vermek, müsaade etmek.
    to allow someone to do something: bir kimsenin bir şey yapmasına izin
    vermek.
    allow me: müsaade ediniz.
    allow me to tell you the truth: Gerçeği söylememe müsaade ediniz.
    Circumstances will not allow: Şartlar müsaade etmez.
  2. Fiil vermek, tahsis etmek, bahşetmek.
    to allow someone $10,000 a year: bir kimseye yılda $10,000 tahsis etmek.
  3. Fiil hoş görmek, göz yummak, müsamaha etmek.
    to allow something to be lost: birşeyin kaybolmasına göz
    yummak.
    to allow oneself to be deceived: göz göre göre aldanmak.
  4. Fiil kabul etmek, itiraf etmek, razı olmak.
    to allow a claim: bir iddiayı kabul etmek.
  5. Fiil hesaba katmak, pay ayırmak.
    to allow one hour for changing trains: aktarma için bir saat ayırmak.
  6. Fiil söylemek, düşünmek, fikir beyan etmek.
  7. Fiil onaylamak, tasdik/tasvip etmek.
kâr paylarını biriktirmek Fiil
temettülerini birikmeye bırakmak Fiil
% 10 ambalaj payını hesaba katmak Fiil
teslimat 28 günden önce yapılmayacaktır
peşin para üzerinden yüzde üç indirim yapmak Fiil
bir senedi protesto edilmeye bırakmak Fiil
bir önergeyi arka plana atmak Fiil
kanun tasarısını sürüncemede bırakmak Fiil
nefes alacak yer bırakmak Fiil
talebi kabul etmek Fiil
onaylamak Fiil
mutabakat bildirmek Fiil
kanunen kabul etmek Fiil
bir borçluya ödemesi için zaman tanımak Fiil
sürastaryaya müsaade etmek Fiil
iskonto yapmak Fiil
indirim yapmak Fiil
parti grubu tarafından alınan karar üzerine milletvekillerinin aynı oy kullanma zorunluluğunu kaldırmak Fiil
hata payı bırakmak Fiil
yanlışları hesaba katmak Fiil
bir önergenin ertelenmesine izin vermek Fiil
her muameleden yüzde vermek Fiil
bir uçağı tarifeli uçuş trafiğine almak Fiil
bir hesaptan (faturadan) iskonto yapmak Fiil
birine indirimli fiyat uygulamak Fiil
indirim yapmak Fiil
iskonto yapmak Fiil
iskonto yapmak Fiil
dilekçeyi kabul etmek Fiil
bir başvuruyu kabul etmek Fiil
zamanaşımına izin vermek Fiil
erişim izni vermek Fiil
indirim yapmak
bir masrafı kabul etmek Fiil
bir hesap kalemini kabul etmek Fiil
bir hesap kaleminıkabul etmek Fiil
itirazı kabul etmek Fiil
bir itirazı kabul etmek Fiil
temyizi kabul etmek Fiil
masrafları kabul etmek Fiil
iskonto yapmak Fiil
hesabetmek, hesaba katmak.
allowing for the circumstances: koşulları hesaba katarak …
he ihtimali gözönüne almak.
If by any possibility I do not come: Eğer herhangi bir nedenle gelemezsem.
kırılma indirimi yapmak Fiil
amortisman için ayırmak Fiil
iskonto yapmak Fiil
peşinatı hesaba katmak Fiil
birşeye olanak tanımak Fiil
birşeye olanak vermek Fiil
birşeye imkân tanımak Fiil
birşeye imkân vermek Fiil
bir şeyi hesaba katmak Fiil
darayı düşmek Fiil
darasını düşmek Fiil
bir şeye tam hareket serbestliği tanımak Fiil
ihracata oranla ithalata müsaade etmek Fiil
faiz ödemek Fiil
toprağı işlemeden bırakmak Fiil
siyasi düşüncede serbestlik tanımak Fiil
kanun yolunu açık bırakmak Fiil
İzninizle Zarf
Müsaade ederseniz Zarf
Müsaadenizle Zarf
Ben yardımcı olayım. Cümle
elverişli/müsait olmak, elvermek.
A premise that allows of only one conclusion: Bu önermeden tek
bir sonuç çıkar.
The matter allows of no delays: İşin gecikmeye tahammülü yoktur.
gecikme kabul etmemek Fiil
birşeye olanak tanımak Fiil
birşeye olanak vermek Fiil
birşeye imkân tanımak Fiil
birşeye imkân vermek Fiil
felekten bir gün çalmak Fiil
soyulmaya müsaade etmek Fiil
eğlencenin görevi engellemesine izin vermek Fiil
birinin talebini sorgusuz sualsiz kabul etmek Fiil
birini serbest bırakmak Fiil
tam yetki vermek Fiil
tam salahiyet vermek Fiil
tam serbestlik vermek Fiil
birine bir şeyde kâr payı tanımak Fiil
birini dilediği gibi davranmaya bırakmak Fiil
birine büyük müsamaha göstermek Fiil
masraf karşılamak Fiil
birinin masraflarını tazmin etmek Fiil
birine tolerans tanımak Fiil
birine bir şey için müsaade etmek Fiil
birine bir şeyi müsaade etmek Fiil
birine bir şeyi yapması için zaman tanımak Fiil
karalatmak Fiil
birine bir şey yapması için izin vermek Fiil
söyletmek Fiil
konuşturmak Fiil
birine birşey tahsis etmek Fiil
birine birşey ayırmak Fiil
temyizi kabul etmek Fiil
işlenmiş faizleri birikmeye bırakmak Fiil
işlenmiş faizleri birikmeye bırakmak Fiil
kiracının tedirgin edilmeksizin hakkını tasarruf etmesine izin vermek Fiil
süre vermek Fiil
zaman vermek Fiil
süre tanımak Fiil
zaman ayırmak Fiil
zaman tanımak Fiil
vergi için karşılık ayırmak Fiil
iki haftalık izin vermek Fiil
iki haftalık izin zni vermek Fiil
% x faiz vermek Fiil
hasarı tazmin etmekle yükümlü
bunun doğru olduğunu kabul ediyorum
altını kısın ve ağır ateşte ağır ağır kaynamaya bırakın
belli bir meblağın üzerinde kredi vermemek Fiil