anything but

  1. asla, kat'iyen, sureti kat'iyede, hiçbir suretle.
    The plans were anything but definite: Planlar
    asla kesin değildi.
    That little bridge is anything but safe: O küçük köprü kat'iyen emin değildir.
    He's anything but fool: Hiç de aptal değildir.
    anything but that: (Tek) bu olmasın da (ne olursa olsun).
  2. …'den başka hiç, … hariç hiçbiri.
    It is nothing but laziness: Tembellikten başka bir şey değil.

    Anything but that: O olmasın da (ne olursa olsun).
…in tam tersi
…den başka herşey
hiç de … değil
herşey olabilir ama … değil
keyfi kaçmış olmak Fiil