1. en iyi(si), en âlâ, en güzel/mükemmel/kusursuz.
    the best student in the class: sınıfın birincisi
    (en iyi/en çalışkan öğrencisi).
    the best years of my life: hayatımın en iyi/mutlu yılları.
    He is my best friend: O en iyi dostumdur.
    the best work: kusursuz iş.
  2. en uygun/isabetli.
    the best way: en uygun/isabetli yol.
    The best thing to do is to wait:
    Yapılacak en iyi şey beklemektir.
  3. büyük/önemli kısım, çoğu, kısmı küllisi, hemen hemen.
    the best part of the day: günün büyük kısmı.

    He spends the best part of the year in the country: Yılın önemli bir kısmını sayfiyede geçirir.
    for the best part of an hour: bir saate yakın/hemen hemen bir saat.
  4. en mükemmel/iyi/uygun (bir şekilde).
    a hairdo that best suit her features: yüz hatlarına en uygun
    saç (tuvaleti).
    Do as you think best: En uygun gördüğünü yap.
  5. son derece, tamamen, en çok, en iyi.
    best-suited, best-known, best-loved gibi terkiplerde kullanılır:

    the best loved actor: en çok sevilen aktör.
    I love strawberries best: En çok çileği severim.
    You know best: Herkesten iyisini sen bilirsin.
  6. İsim (bir şeyin) en iyisi/âlâsı, en güzeli.
    The best is yet to come: En iyisi daha geride (gelecek).

    They always demand and get the best: Daima en iyisini ister ve alırlar.
    to do/try one's best: elinden geleni yapmak.
    to the best of my knowledge/recollection: bildiğim/hatırlayabildiğim kadarı, bildiğime/hatırladığıma göre.
    The best of the matter is that … : İşin güzel/hoş tarafı şu ki …
    to the best of one's ability: gücü yettiği kadar.
    I will do the work to the best of my ability.
    to be at one's best: formunda olmak.
    The roses are at their best now: Şimdi güllerin en güzel zamanıdır.
    Even at the best of times: En uygun zamanda bile.
  7. İsim en iyi elbise.
    Sunday's best: bayramlık elbise.
    Don't forget to wear your best: En iyi elbiseni giymeyi unutma.
  8. İsim en iyi dilekler, selam ve hürmet.
    Please give my best to your father: Babana selam ve en iyi dileklerimi söyle.
  9. Geçişli Fiil üstün gelmek, galebe çalmak, yenmek, pes dedirtmek, hakkından gelmek, haklamak.
    After a long struggle
    we bested them.
    He bested me in argument: Tartışmada benden üstün geldi.
uygun Bilgi Teknolojileri
Selamlar, Ünlem