1. İsim küçümseme, istihfaf, küçük/hor/hakir/aşağılık görme, yukarıdan/tepeden bakma, nefret, istikrah, hakaret.

    I feel nothing but contempt for such dishonest behavior.
  2. İsim zillet, ayıp, hor görülme, küçümsenme.
    beneath contempt : son derece aşağılık, menfur.
    bring
    someone into contempt: birini küçük düşürmek, rezil etmek.
  3. İsim, Hukuk (mahkemeye, meclise, mahkeme/meclis tüzüklerine) saygısızlık, hürmetsizlik, hakaret, itaatsizlik.
    contempt
    of court: mahkemeye saygısızlık/hakaret.
    He was held in contempt of court for disobeying the court order: Mahkeme emirlerine itaasizlik nedeniyle mahkemeye hakaret cezasına çarptırıldı.
yakışıksız bir davranışından dolayı özür dilemek Fiil
mahkemeye hakaret ettiği için özür dilemek Fiil, Hukuk
halka rezil olmak Fiil
hor görülmekte olmak Fiil
bir hukuk davasında taraflardan birinin mahkemenin diğer taraf lehine aldığı bir karara uymaması
bir hukuk davasında taraflardan birinin mahkemenin diğer taraf lehine ittihaz ettiği bir karara uymaması
(bu hareketin müeyyidesi de cezai değil , huk
mahkeme dışında işlenen ve adaletin işlemesine engel olmaya matuf veya mahkemeye karşı saygısızlık teşkil eden fiil
mahkeme dışında işlenen ve adaletin işlemesine veya mahkemeye karşı saygısızlık teşkil eden fiiller
mahkemeye saygısızlık/itaatsizlik suçu.
mahkemeyi tahkir veya mahkeme emirlerine itaatsizlik teşkil eden fiiller
mahkeme önünde işlenen
mahkemeyi tahkir eden veya mahkeme emirlerine itaatsizlik teşkil eden fiiller
gözden düşmek Fiil
aşırı samimiyet saygısızlık doğurur
hakir görmek Fiil
birini hor görmek Fiil
bir kimseden/şeyden nefret etmek, hakir/aşağılık/hor görmek.
tahkir etmek Fiil
hâkimin emrine uymama
mahkemeye itaatsizlik ithamı
mahkemeyi tezyit
mahkemeye çıkmama
mahkemeye saygısızlıkta bulunma
mahkemeye itaatsizlik
başkanlık makamına itaatsizlik
birini hor görmek Fiil
…'i hiçe sayarak, …'e rağmen/aldırış etmeksizin.
in contempt of danger: tehlikeyi hiçe sayarak,
tehlikeye aldırış etmeksizin.
bütün kural ve nizamlara karşı gelme