1. Fiil peylemek, yer vb. tutmak/ayır(t)mak.
    I've engaged a room at the hotel: Otelde bir oda ayırttım.
  2. Fiil işe/hizmete/memuriyete almak/girmek.
    I engaged a new secretary.
  3. Fiil (ilgisini/dikkatini) çekmek, oyalamak.
    The novel engaged his attention and interest. The spots of
    blood on the floor engaged the attention of the police.
  4. Fiil cezbetmek, hoşa gitmek.
    His good nature engages everyone.
  5. Fiil vaat et(tir)mek, taahhüt etmek, üzerine almak, bağla(n)mak.
    He engaged (himself) to pay back the money.
  6. Fiil meşgul etmek, (vaktini vb.) almak/işgal etmek.
    Work engages much of his time.
  7. Fiil, Makine (dişli çark vb.) birbirine geç(ir)mek, tutturmak, kenetle(n)mek.
    This wheel engages with that wheel
    and turns it. You must engage the clutch.
  8. Fiil söz vermek, söz almak.
söz vermek Fiil
birinin dikkatini çekmek Fiil
birinde ilgi uyandırmak Fiil
birinin ilgisini çekmek Fiil
vitese takmak Fiil
bir avukat tutmak Fiil
oda kiralamak Fiil
hizmetçi tutmak Fiil
bir hizmetçiyi yeniden işe almak Fiil
taksi tutmak Fiil
faal olarak girişmek Fiil
bir tercüman tutmak Fiil
sermaye yatırmak Fiil
avukat tutmak Fiil
kefil olmak, sorumluluğu yüklenmek.
I will engage for Bill's good behavior should you decide to employ him.
üç yıl için işe almak Fiil
(a) meşgul olmak, uğraşmak, iştigal etmek, (bir işe) atılmak.
engage in … : … ile meşgul olmak.

Work engages much of his time. He engages in politics.
engage someone in conversation = engage in conversation with someone: birisiyle konuşmaya/sohbete girişmek/dalmak. (b) iştirak ettirmek, katılmasını sağlamak, tutmak.
I engaged him in conversation. (c) çatışmak, çarpışmak, ihtilâfa düşmek, (mücadeleye) girişmek, saldırmak, hücum etmek.
engage in battle: muharebeye girişmek.
Our soldiers engaged the enemy. They engaged the enemy (in battle).
ittifak kurmak Fiil
bir dava açmak Fiil
bir işkoluna girmek Fiil
bir iş dalına girmek Fiil
bir işkoluna girmek Fiil
bir iş yapmak Fiil
bir işi olmak Fiil
bir faaliyete girişmek Fiil
haydutluk etmek Fiil
işe girişmek Fiil
rekabete girişmek Fiil
biriyle tartışmaya girişmek Fiil
birşey yapmakla uğraşmak Fiil
birşey yapmakla ilgilenmek Fiil
birşey yapmakla meşgul olmak Fiil
göz nuru dökmek Fiil
dış ticaretle uğraşmak Fiil
müzakerelere girişmek Fiil
politikaya atılmak Fiil
siyasete girişmek Fiil
fahişelik yapmak Fiil
orospuluk yapmak Fiil
fuhuş yapmak Fiil
bilimsel kurumlarla uğraşmak Fiil
kaçakçılık yapmak Fiil
birşeyle uğraşmak Fiil
birşeyle meşgul olmak Fiil
birşeyle ilgilenmek Fiil
haksız rekabete girişmek Fiil
akşam yemeği için randevu vermek Fiil
sermaye sağlayacağını taahhüt etmek Fiil
otelde oda tutmak Fiil
birini işe almak Fiil
birinin dikkatini çekmek Fiil
birinin dikkatinıçekmek Fiil
tayfa almak Fiil
tiyatroda yer ayırtmak Fiil
birini sekreter olarak almak Fiil
birini konuşmaya sokmak Fiil
birini konuşmaya tutmak Fiil
birinin birşeyle uğraşmasını sağlamak Fiil
birini birşeyle meşgul etmek Fiil
birinin birşeyle ilgilenmesini sağlamak Fiil
birinin birşeyle meşgul olmasını sağlamak Fiil
birini birşeye karıştırmak Fiil
birini birşeye bulaştırmak Fiil
birini bir işe angaje etmek Fiil
kavramak Fiil
debriyaj yapmak Fiil
hattı 20 dakika meşgul tutmak Fiil
hattı yirmi dakika meşgul etmek Fiil
hattı yirmi dakika meşgul etmek Fiil
gemici işe almak Fiil
bir avukat tutmak Fiil
başlamak, girişmek, atılmak.
He has engaged upon a new profession: Yeni bir mesleğe atıldı.
birşeye geçmek Fiil
birşeyle birbirine geçmek Fiil
birşeye kenetlenmek Fiil
birşeyi kavramak Fiil
işçi almak Fiil
iş gücüne yeni işçi almak Fiil
birini iki yıl denenme koşuluyla işe alma
(politikaya, özellikle solculuğa) kapılmış, kendini kaptırmış/adamış. Sıfat