1. çiçek.
    flower bed: çiçek tarhı.
    flower show: çiçek sergisi.
  2. çiçek açan bitki.
  3. çiçek açma, çiçeklerle bezenme.
    in flower: çiçeklenmiş, çiçek açmış.
    Peonies were in flower:
    Şakayıklar çiçek açmıştı.
    burst into flower: birdenbire çiçeklenmek.
  4. çiçek şeklinde süs/tezyinat.
  5. süslenme.
  6. (bkz: figure of speech ).
  7. olgunlaşma, kemale erme, (hayatın/güzelliğin vb.) en olgun hali.
    in full flower: en yüksek noktasında,
    en verimli/parlak çağında, evci bâlâsında.
    She was in full flower of her career.
  8. seçkin/güzide (şey/kimse),
    mec. gözbebeği.
    the flower of the army: ordunun seçkin şahsiyeti/gözbebeği.
  9. en âlâ/üstün (ürün, örnek vb.).
  10. çiçeklenmek, çiçek aç(tır)mak/vermek.
  11. olgunlaşmak, kemale ermek, olgunluk çağına gelmek, açılıp gelişmek.
  12. (çiçeklerle) süslemek.
  13. çiçeklerle örtmek.
çiçek balı İsim, Gıda ve Mutfak
japon gülü İsim, Botanik
çarkıfelek İsim, Botanik
çin gülü İsim, Botanik
ebegümeci İsim, Botanik
vapur dumanı İsim, Botanik
zerrinkadeh İsim, Botanik