miss.

  1. = Mississipi.
vur(a)mamak, isabet et(tire)memek.
He fired twice, but both shots missed.
to miss one's guess:
tahmininde yanılmak, isabet ettirememek.
Verb
yetişememek, ulaşamamak, erişememek, kaçırmak.
to miss a train. Verb
yararlanamamak, (fırsat vb.) elden kaçırmak.
to miss a chance/an opportunity.
You haven't missed
much: Fazla/önemli bir şey kaçırmadın.
miss the market: piyasa fırsatını kaçırmak.
Verb
(hazır) bulunmamak, katılmamak, gitmemek.
Who is missing? Kim eksik/yok?
to miss a day of school. to miss church. Verb
yokluğunu/kaybolduğunu farketmek/hissetmek.
When did you first miss your wallet?
I did not
miss my key till I got home: Eve gelinceye kadar anahtarın kaybolduğunu farketmedim.
It will never be missed: Eksikliğini/yokluğunu kimse farketmez.
Verb
özlemek, özlem duymak, hasret kalmak, göreceği gelmek.
I miss you all dreadfully: Hepinizi çok özledim. Verb
kaçmak, sıvışmak, (zor/kıl payı) kurtulmak, az/râmak kalmak.
He just missed being run over: Ezilmekten
zor kurtuldu.
He just missed hitting the other car: Az kaldı öbür arabaya çarpıyordu.
Verb
anlayamamak, kavrayamamak.
to miss the point: özünü/esasını/ana fikri kavrayamamak. Verb
başarısızlığa uğramak, etkili/müessir olamamak. Verb
yanlışlıkla atlamak.
You missed this paragraph when typing. Verb
vuramama, isabet ettirememe,
argo karavana.
It's hit or miss: rastgele, sonu ne olursa
olsun, ya herru ya merru, ne çıkarsa bahtına.
Noun
başarısızlık, muvakkafiyetsizlik. Noun
unutma, atlama, zuhul, yokluk, noksanlık.
He's no great miss: Yokluğu pek farkedilmez. Noun
bayan, matmazel: evlenmemiş kızlara hitapta soyadından önce kullanılır;
Miss Jones gibi. Noun
küçük hanım! bayan! (Evli olmayan hanımlara hitapta ad söylenmeden de kullanılır:
Just one moment, miss! Noun
kız, bekâr genç bayan. Noun
ıska geçmek Verb
teklemek Verb
kaçırmak Verb
Kaybın/başarısızlığın küçüğü de bir, büyüğü de. (Örneğin treni bir dakika farkla kaçırmakla bir saat farkla kaçırmak aynı şeydir). Adjective
bir şeye rastgele kalkışmak Verb
rastgele, tesadüfî, sonunu düşünmeden, dikkatsizce, lâkaydane, sonu ne olursa olsun, ne çıkarsa bahtına, ya herru ya merru. Adverb
Özledim.
genç kız (12-16 yaşındaki).
özletmek Verb
çok heyecanlanmak Verb
kalbi duracak gibi olmak Verb
kalbi yerinden fırlayacak gibi olmak Verb
çok şaşırmak Verb
bir dersi kaçırmak Verb
haber atlamak Verb
bir ipotek borcunu ödememek Verb
az kalsın kaza yapmak Verb
randevuya gelememek Verb
bir randevuyu kaçırmak Verb
bir fırsatı kaçırmak Verb
randevuya gelememek Verb
birşey yapmaktan kıl payı kurtulmak Verb
birşey yapmayı kıl payı kaçırmak Verb
neredeyse birşey yapmak Verb
(a) (silah, mermi vb.) patlamamak, ateş almamak, (b) başaramamak, başarısızlığa uğramak, isabet ettirememek,
beklenen etkiyi uyandıramamak.
The joke missed fire.
fire (26).
hedefine isabet ettirememek Verb
hedefini vuramamak Verb
gayesine ulaşamamak Verb
hedefinıvuramamak Verb
fırsatını kaçırmak Verb
şansını kaçırmak Verb
(tren) aktarmaya yetişememek Verb
repliğini kaçırmak Verb
tökezlemek Verb
iznini berbat etmek Verb
gayeye/hedefe ulaşamamak, istenileni elde edememek.
fırsatını kaçırmak Verb
başarısızlığa uğramak Verb
trenini kaçırmak Verb
treninıkaçırmak Verb
yolunu şaşırmak Verb
(a) görmemek, ilgilenmemek, temas etmemek, içermemek, atlamak, unutmak, (b)
miss out on: fırsatı
kaçırmak, (fırsattan vb.) yararlanamamak.
...'i kaçırmak Verb
birşeyi kaçırmak Verb
birşeyden yararlanma fırsatını kaçırmak Verb
birini dâhil etmemek Verb
birini eklememek Verb
birini dışarıda bırakmak Verb
birini unutmak Verb
birşeyi dışarıda bırakmak Verb
birşeyi eklememek Verb
birşeyi unutmak Verb
birşeyi dâhil etmemek Verb
fırsatı kaçırmak Verb
(a) fırsatı kaçırmak, başarısızlığa uğramak. (b) esas fikri/meselenin ruhunu kavrayamamak/anlayamamak.

I missed the boat on that explanation: Bu açıklamanın esasını kavrayamadım.
fırsatı (elden) kaçırmak.
You should have bought those shares a month ago; now you've missed the boat.
fırsatı (elden) kaçırmak.
You should have bought those shares a month ago; now you've missed the boat.
(a) hedefe isabet ettirememek, (b) tam doğru olmamak, (c) konu dışı olmak.
gayeye/hedefe ulaşamamak, istenileni elde edememek.
satış olanağını kaçırmak Verb
işin özünü anlamamak Verb
anlamamak Verb
asıl meseleyi anlamamak Verb
bir espriyi anlamamak Verb
şakanın esprisini anlamamak Verb
(Br) giden postaya yetişememek Verb
tav anını kaçırmak Verb
ıskalamak Verb
metnin gerçek anlamını kaçırmak Verb
konunun esasını anlamamak Verb
...'i kılpayı kaçırmak Verb
(a) (taşıt vb.) çarpışmaya ramak kalmış, (b) (spor) neredeyse isabet edecek.
herşeyden haberi olmak, hiçbir şey gözünden kaçmamak.
kaytarmak, atlatmak, görmemezlikten gelmek, vazgeçmek.
geç kalmak Verb
giden postaya yetişememek Verb
karavana atmak (argo) Verb
bu filmi kaçırmayın

bk. mis