call-in

  1. canlı mülâkat: telefon eden dinleyici/seyircilerle yapılan konuşmanın yayını.
  2. mülâkatlı.
    a call-in = phone in program: canlı mülâkat programı.
(a) ödenmesini istemek, (borcu/parayı) tahsil etmek/toplamak.
I'll call in the money I lent. (b)
tedavülden kaldırmak.
The government called in all old $ 1 bills. (c) içeriye çağırmak, davet etmek, buyur etmek, başvurmak, müracaat etmek.
I'll call my friends in: Arkadaşlarımı (eve) davet edeceğim.
My father is very ill, I must call in a doctor at once: Babam çok hasta, hemen bir doktor çağırmalıyım. (d) geri çağırmak.
GM has called in 1984 model cars to correct a faulty transmission. (e) uğramak, kısa bir ziyaret yapmak.
He was out when I called in. (f)
call in question: şüphe etmek/çekmek/uyandırmak, itiraz etmek.