hail

  1. selamlama(k), yüksek sesle ismiyle çağırarak selam verme(k).
    An old friend hailed me from the other side of the street.
  2. seslenme(k), (yüksek sesle) çağırma(k).
    to hail a cab.
  3. alkışlama(k), tezahürat yapma(k).
    The crowd hailed the conquerors.
  4. atama(k), tayin etme(k).
    They hailed him captain.
  5. (ünlem olarak) selam!
  6. (çapı 8 mm'den büyük) dolu.
  7. dolu yağmak.
    It hailed the whole afternoon.

  8. hail on/upon: dolu gibi yağ(dır)mak.
    The plane hailed leaflets on the city.
    to hail
    curses on someone: birine küfür/lânet yağdırmak, verip veriştirmek.
  9. (yağmur/dolu gibi) yağma.
    a hail of bullet: kurşun yağmuru.
    a hail of question: soru yağmuru.
selam.
dolunun verdiği hasar
dolu hasarına karşı sigorta
taksi çağırmak Verb
taksi çağırmak Verb
… (olarak) tanımak.
They hailed it as work of art. They hailed him as king.
yağmak.
yağmur gibi yağ(dır)mak.
He rained down curses on their heads. Troubles rained down.
candan, canayakın, canciğer, sıcakkanlı, çabuk ahbap olan (kimse).
senli benli
çabuk dostluk kuran
içli dışlı
…'li olmak, doğum yeri … olmak, …'den gelmek.
Where do you hail from? Nerelisin?
Where does
this ship hail from? Bu gemi nereden geliyor?
aslen İstanbullu olmak Verb
İstanbul doğumlu olmak Verb
doluya karşı sigorta
mahkemeye götürmek Verb, Law
“selam ey Meryem!”: Katolik kiliselerinde okunan bir duanın ilk iki kelimesi.
bu duanın okunması.
Ave Maria
biriyle hemen laubali olmak Verb
  1. fence
  2. enclosure
  3. stop
  4. blockade
  5. obstacle
  6. obstruction

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Korkunç
  2. Bir şeyin önünü kapayan, ileriyi görmeye ... olan şey, engel, mânia