park

  1. park, umumî bahçe.
    national park: millî park.
  2. kapalı alan, spor alanı.
    a baseball park.
  3. (köy evleri etrafındaki) geniş avlu.
  4. av sahası, vahşi hayvanlara ayrılmış arazi.
  5. (dağlık bölgelerde) geniş vadi.
  6. araba park sahası/durak yeri.
  7. Military (a) askerî birliklerin top, tank ve taşıtlarının yığılma alanı, (b) bir alana toplanmış top, tank ve taşıtlar.
  8. (arabayı) park etmek.
    Don't park the car in this street. I'm parked over there.
  9. (uçak vb.) inmek, konmak.
  10. (uydu) yörüngeye oturtmak.
  11. (askerî teçhizat ve araçlar) alanda toplanmak.
    to park artillery.
  12. koymak, bırakmak, yerleştirmek.
    Don't park tour books on top of my papers.
  13. konaklamak, yerleşmek.
bütün aileyi alıp parkta gezinmek Verb
eğlence yeri.
funfair ile ayni anlama gelir. lunapark, eğlence parkı.
oyun sahası: top oyunlarının oynandığı, çitle çevrili, etrafında seyirci sandalyeleri dizili alan.
yaklaşık olarak, takriben, aşağı yukarı.
A proposal in the ball park of $50,000: Yaklaşık olarak $50,000'lık bir teklif.
otomobil park yeri
otopark
araba parkı
otopark alanı. Noun
(Br) karavan parkı
çocuk parkı Noun, Child Care
şehir parkı
bölge okulları: bir bölge için kurulmuş toplu halde ilk ve orta öğretim kurumları.
sanayi sitesi.
çocuk parkı Noun, Child Care
vahşi hayvanlar parkı
(US) mezarlık
karavan parkı
katlı otopark Noun, Transport
kat otoparkı Noun, Transport
kat oto parkı
millî park: ABD'de doğal güzelliği, tarihî önemi vb. dolayısıyla Federal hükümetçe bakılan ve halkın yararlanmasına ayrılan bölge. Noun
doğal park
bir iş yerine ait otomobil parkı
istiridye yatağı, denizin sığ sularında istiridye yetiştirilen yer.
küçük park. Noun
çok sayıda dükkânın bulunduğu açık alan
yabani hayvanlar parkı
safari parkı
bilimsel çalışmalar yapan şirketlerin yoğunlaştığı bölge
yan sanayi parkı Transport
masal bahçesi, masalları canlandıran eğlence parkı.
şehir parkı
seyyar evler kampı. Noun
iki katlı yeraltı otoparkı
hayvanat bahçesi. Noun
bir toplantıda büyük sayıdaki partizanları idare etmek Verb
stand Noun, Transport
parkta oturulacak sıra
park freni Noun, Transport
park güzelleştirme
park ev
kalıcı ev olarak bir yere yerleştirilmiş büyük karavan
park bekçisi
park lambası Noun, Transport
park alanı
(Br) otomobil parkı kâhyası Noun
(Br) kâhyalı otomobil parkı
parkı halka açmak Verb
bir parkı halka açmak Verb
organ nakli ameliyatı
Gezi Direnişi Proper Name, Politics-Intl. Relations
Gezi Hareketi Proper Name, Politics-Intl. Relations
Gezi Kalkışması Proper Name, Politics-Intl. Relations
Gezi Parkı Olayları Proper Name, Politics-Intl. Relations
Gezi Parkı Protestoları Proper Name, Politics-Intl. Relations
  1. park
  2. parking lot
  3. car park
Camping grounds, recreational vehicle parks and trailer parks (NACE code: I55.3) Noun, Trades-Professions
Camping grounds, recreational vehicle parks and trailer parks (NACE code: I55.3.0) Noun, Trades-Professions
nature park
curb parking
park
national park Noun
parkland
park lands
prop stand Noun, Transport
parking attendant
park keeper
parking ticket
(US) parking ticket
parking fine
parking ticket
to manoeuvre manoeuver one's car into a difficult parking space Verb
parking
parking restraint
parking facilities Noun
parking regulations Noun
parking slot
parking offence
parking time
overtime parking
to parking-meter violation Verb
to parking- meter violation Verb
prohibited parking
no parking
no parking-zone
no parking- zone
parking violation
parking space
to park Verb
to garage Verb
park home
parking ticket
parking brake Noun, Transport
park brake Noun, Transport
park development
car park- attendant Noun
parking attendant Noun
(Br) car park-attendant Noun
parking light Noun
park lamp Noun, Transport
parking meter
parking- meter zone
parking-meter zone
parking meter
parking limitation
parking fee
parking charges
unrestricted street
no-parking zone
no parking
parking ban
no parking
no-parking area Noun
no parking area
no parking- area
restricted street
no-waiting street Transport
(traffic) no-waiting street
restricted hours Noun
no parking
parking site
parking lot Noun, Transport
parking
stall
lay- by
parking demand
parking policy Noun
to pre empt a parking space Verb
all cars parked at owners'risk
to pull in Verb
to park Verb
hardstand Noun, Aviation
off- street parking
monthly parking fee
restriction of a road
on-street parking
street parking
to double-park Verb
to double-park Verb
caravan stand
caravan site
national forest
bus parking
(Br) car park
no parking except for residents
parking bay
limited-parking zone
car parked sideways on the kerb
free parking lot
(public) parking place
public parking place
roof-top parking
underground parking
to be standing off the road Verb

Turkish Dictionary (Kubbealtı Turkish Dictionary)

  1. Halkın gezme ve hava alma ihtiyâcını ... ve ağaçlık geniş alan