primary

  1. Adjective asli
  2. asıl, esas, ana.
    one's primary goals in life.
  3. birinci, ilk.
  4. başlıca, bellibaşlı.
    a primary cause.
  5. ilkel, ilksel, iptidaî.
  6. ana, esasî, temel.
    a primary constituant. a primary classification.
  7. ileri gelen, en önemli.
  8. Physics birincil, primer.
    primary cell: birincil göze, pil.
    primary coil: birincil kangal, primer/birinci
    sargı.
    primary cosmic radiations = primary cosmic rays: birincil evren ışınları.
    primary electron: birincil eksicik.
    primary emission: birincil salım.
    primary spectrum: birincil izge.
  9. birinci sıradaki/ilk şey.
  10. (a)
    primary election ile ayni anlama gelir. ön seçim, parti mensuplarının adaylarını seçmesi, (b) (bkz: caucus ).
  11. (bkz: primary color ).
  12. (kuşlarda) civciv tüyü, ilk çıkan tüy.
  13. Astronomy (a) uydulu gök cismi, (b) çift yıldızlardan parlak olanı.
Temel kimyasal maddelerin, kimyasal gübre ve azot bileşikleri, birincil formda plastik ve sentetik kauçuk
imalatı (NACE kodu: 20.1)
Noun, Trades-Professions
Birincil formda plastik hammaddelerin imalatı (NACE kodu: 20.16) Noun, Trades-Professions
Birincil formda sentetik kauçuk imalatı (NACE kodu: 20.17) Noun, Trades-Professions
esas olarak Adverb
İlköğretim (NACE kodu: 85.2) Noun, Trades-Professions
İlköğretim (NACE kodu: 85.20) Noun, Trades-Professions
alt kimlik Noun, Sociology
kapalı önseçim: yalnız parti üyelerinin oy verdiği seçim.
önseçim: ABD'de bir siyasî partinin adaylarını direkt oyla ataması.
açık önseçim: seçmenlerden parti üyeliği aranmayan önseçim. Noun
(US) başkanlık adayı önseçimi
başkanlık adayı ön seçimi
vurgu, bir sözcüğün en belirgin hecesi. Noun
büyük defter hesabı
ilk amaç
esas gaye
esas iddia
bir gazete ya da derginin kapsamına göz atmış kişiler
bir gazete ya da derginin kapsamının yöneltildiği kişiler
bir dergi ya da gazetenin okunmak üzere satıldığı ya da teslim edildiği kişiler ya da yerler
faiz dışı denge Noun, Economics
bankanın toplam yedekleri Noun
artı çalışan yedekler
ilk lehdar
(US) altmışbeş yaşına gelen işçiye ödenmesi garanti edilen bir miktar para
poliçenin birinci nüshası Noun
bir birlik veya sendikaya dahil işçilerin doğrudan doğruya ihtilaflı oldukları işverenle her türlü ilişkiyi kesmeleri Noun
birinci derecede boykot
sendika üyelerinin anlaşmazlık durumunda bulundukları bir işverence üretilen malları kullanmamaları ve satın almamaları Noun
faiz dışı bütçe dengesi Noun, Economics
en önemli iş
başta gelen iş
önemli iş
birinci basamak sağlık hizmeti Noun, Medicine-Health
aile hekimliği Noun, Employment
müessir sebep
sonucu meydana getiren neden
esas neden
primer devre
ilk devre
ana devre
bir gazete ya da derginin abonman sayısı ve bayi satışlarının toplamı
esas talep
transformatörde ana sargı
ana/temel renk: karıştırılınca bütün diğer renkleri veren renklerden biri.
additive/fundamental/physiological
primaries: katkısal temel renkler (kırmızı, yeşil ve mavi).
subtractive/psychological primaries: eksil-temel renkler (kırmızı, sarı, yeşil, mavi, siyah ve beyaz).
painting primaries: resim temel renkleri (kırmızı, sarı ve mavi).
Noun
ana/temel renkler.
ana renk Noun, Textile Industry
iptidai maddeler (ham petrol gibi önemli bir işleme tabi olmamış mallar Noun
ilksel ürünler Noun
hammaddeler Noun
hammadde piyasası
iptidai maddeler piyasası
esas unsur
başlıca kaygı
esas gaye
ana sözleşme
devir ve temlik muamelesi
efektif maliyet
ana akım
baş müşteri
(US) devlet tahvili alıp satan yetkili menkul kıymet tüccarı
esas borçlu
başlıca talep
(US) efektif mevduat
efektif mevduat
birincil dağıtım (menkul kıymetlerin ilk kez satış için piyasaya arz edilmesi
menkul değerlerin ilk kez satış için piyasaya arzedilmesi
ilk öğretim
(Br) ilk eğitim
ilk eğitim
ilköğretim Noun, Education-Training
İlköğretim Bölümü Noun, Education-Training
(US) aday yoklaması
önseçim
ön seçim
(US) önseçim
ön seçim Noun, Politics-Intl. Relations
önseçim Noun
iptidai enerji tüketimi
her koşul altında belli bir hususu en kesin olarak kanıtlayıcı kanıt
her türlü durumda belirli bir özelliği en kesin şekilde ispata yarayan delil
başlıca ihracat
ciddi olmakla beraber katastrofik niteliği olmayan olaylardan ileri gelen riziko
havacılık sigortasında kullanılan bir terim olup
başlıca üretim faktörü
başlıca faktörler Noun
(US) ilkokul sınıfları Noun
sağlık ocağı Noun, Public Health
üst kimlik Noun, Sociology
esas gelir
birincil sanayiler (doğadaki maddeleri toplayıp pazara sunmakla uğraşan sanayi
ana sanayi
birincil sanayi (çiftçilik , balıkçılık , madencilik gibi doğada bulunan maddeleri toplayıp pazarlama
birincil sanayi I
ana endüstri
içindeki belli başlı maddeler Noun
ana girdiler
ilk öğretim
ilköğretim
intention (4a). Noun
konuşulan dil
konuşacak kadar bilinen dil
birincil hukuk
asli mesuliyet
birincil derece sorumluluk
ilk ödeme sorumluluğu
esas kredi
(ormancılık) yangın gözcülüğü
birincil piyasalar
(US) toptancı piyasası
(US) birinci piyasa (yeni ihraç edilmiş menkul kıymetlerin ilk olarak satıldıkları piyasa
toptancı piyasası
birincil piyasa Noun, Banking
birincil pazar Noun, Competition Law
ön pazar Noun, Competition Law
bir ürün ya da hizmetin en çok satıldığı alan
birincil annelik tasası Noun, Psychoanalysis
iptidai madde
esas anlam
bir sözcüğün ilk anlamı
aday yoklaması
bir siyasal partinin genel seçimlerde göstereceği adaylarını seçmek için yaptığı toplantı
temel saik Noun
başlıca hedef
sözleşmede öngörülen en önemli yükümlülük
(US) esas borçlu
asli yükümlü
ilk borçlu
(US) ilk borçlu
esas borçlu
ana gezegen
tarım ürünlerinin alınıp satıldığı ana merkezler Noun
temel yetkiler Noun
ana mamul
hammadde üretimi
birincil üretim (doğanın nimetlerinden doğrudan yarar sağlamaya yönelik üretim
ham maddeler Noun
birinci kalite
ilk sorun
bir yayımı ilk kez satın alan okurların sayısı
ilk okurluk
(banka) kasa rezervi
esas sorumluluk
tanınmış hak
(AT) yüksek yatırım riski
öncelikli yol
anayol
ilkokul öğrencisi
ilk okul. Noun
ilkokul Noun, Education-Training
ilkokul öğretmeni
hammadde üretimi sektörü
bir yayın istasyonunca ulaşılan ana ya da merkez alan
asli hisse senedi
birincil kaynak Noun, Law
başlangıç aşaması
vurgu, bir sözcüğün en belirgin hecesi. Noun
faiz dışı fazla Noun, Economics
ana istasyon
birçok ay ve genellikle yıllarca süren menkul kıymet değerlerinin yönü
(borsa) temel eğilim
AT birincil hukuku
çok önemli
orta eğitim
yatılı ilköğretim bölge okulu (YİBO) Noun, Education-Training
İlköğretim Bölümü Noun, Education-Training