rash

  1. Adjective aceleci, telâşçı, sabırsız, atılgan.
    a rash young soldier.
  2. Adjective düşüncesiz, acele, telâşla yapılan.
    make/take a rash decision: acele/düşünmeden karar vermek.
  3. Adjective cür'etkâr, gözüpek.
  4. Noun isilik, tabas, deride meydana gelen kızartı ve lekeler, kurdeşen.
  5. Noun salgın, ardarda gelen nahoş olaylar.
    A rash of robberies last month.
kurdeşen olmak Verb
ürtiker olmak Verb
pişik
isilik. Noun
kurdeşen, ürtiker. Noun
gülcük: çocuklarda görülen bir deri hastalığı. Noun
kızamık. Noun
düşüncesizlik
düşünmeden alınan tedbirler Noun
acil alınan tedbir
sonunu düşünmeden.
I promised in a rash moment to buy the children a pet monkey.