1. Fiil dolaş(tır)mak, sar(ıl)mak, örmek, bükmek, (sarmaşık) tırmanmak.
    Roses entwine = intwined the little
    cottage.
    She entwine = intwined a crown of roses for herself: Güllerden kendisine bir taç ördü.
  2. dolaş(tır)ma, sar(ıl)ma, örme, bükme, (sarmaşık) tırmanma.