1. İsim, Tekstil Sanayii makara
  2. İsim makara, çıkrık, bobin.
  3. İsim iğ, çıkrık iği.
  4. İsim makara (dolusu).
    two reels of magnetic tape.
  5. İsim, Fotoğrafçılık (a) film makarası, (b) sinema filmi makarası.
  6. İsim sendeleme, yalpalama, sendeleyerek yürüme, başı dönme.
  7. İsim (a) oynak bir İskoç dansı, (b) bu dansın müziği.
  8. Fiil makaraya/bobine sarmak.
  9. Fiil (darbe/şok vb. etkisiyle) sars(ıl)mak, sersemle(t)mek.
  10. Fiil sendelemek, yalpalamak, (sendeleyip) düşmek.
  11. Fiil sersemle(t)mek, başı(nı), dön(dür)mek.
    My brain reeled with all my plans for my new house: Yeni
    evin plânlarını düşünmekten başım döndü.
  12. Fiil fırıl fırıl dön(dür)mek.
yanyana dizili boncuk ve disk şeklinde mimari süs.
film makarası
dolap
(otomobillerde) emniyet kemeri makarası
peyzaj makarası İsim, Mimarlık
haber filmi
çabucak, kolayca.
birbiri ardından
bir film yönetmeninin ya da stüdyonun müstakbel müşterilere göstermek üzere hazırladığı televizyon reklam
filimlerinden oluşan örnek makara
bant makarası Bilgi Teknolojileri
birinin ses bandından daktiloya çekmek Fiil
yanyana dizili boncuk ve disk şeklinde mimari süs.
bead and reel
makaraya sararak çekmek.
to reel a fish in.
pürüzsüzce/akıcı bir dille (hikâye) anlatmak, kolayca söylemek, sayıp dökmek.
My grandfather can reel
off stories by the hour.
birbiri ardından bir sürü ad saymak Fiil
birine çekici gelmek Fiil
birine cazip gelmek Fiil
birini çekmek Fiil
oltayla çekmek Fiil
  1. real
real growth
actual value
real value
real exchange rate
real interest rate
real interest rate
real price
real value
real income
real receipts
real resources İsim
real cost
real national income
real take-home pay
to increase in real terms Fiil
real politics İsim, Siyaset-Ulusl. İlişkiler
actuals İsim
real number İsim, Matematik
real economy İsim, Ekonomi
non-financial sector İsim, Ekonomi
real capital
real return of investment
real socialism İsim, Siyaset-Ulusl. İlişkiler
real wage
real wages
real investments İsim
real after-tax-income

Türkçe Sözlük (Kubbealtı Lugatı)

  1. Gerçek, hakîkî